|
|
|
|
|
|
Ergenekon'da ilginç gelişmeler... |
|
|
|
12 Kasım 2008 18:35, Çarşamba |
Ergenekon davasında sanıklar savunma yapmaya başladı. Ümraniye'de ele geçirilen el bombalarının sahibi olmakla suçlanan Oktay Yıldırım, iddiaları reddetti: "Ne avukatım ne ben o bombaları gördük." Bombaların saklandığı sandıkta Oktay Yıldırım'ın parmak izlerine rastlanmıştı.
Ergenekon terör örgütü davasının 12. duruşmasında sanıkların sorgularına geçildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde görülen ve 46'sı tutuklu 86 sanığın yargılandığı davanın dünkü duruşmasına, Mehmet Adnan Akfırat dışındaki 45 tutuklu, 12 tutuksuz sanık katıldı. Sedat Peker ise raporlu olduğu için getirilmedi. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün'ün yoklamasının ardından savunmalara geçildi. Mahkemeye 50 sayfalık savunmasını sunan Oktay Yıldırım, iddiaların 'mesnetsiz ve siyasi amaçlı' olduğunu iddia ederek, "Burada olduğum için gurur duyuyorum." dedi. Diğer sanıklardan Mahmut Öztürk ile daha önce birlikte çalıştıklarını, Muzaffer Tekin'le de Öztürk vasıtasıyla tanıştığını aktardı. Mücadelesini iddia edildiği gibi yasadışı yollarla çeteler kurarak değil, yazılar yazarak sürdürdüğünü söyledi. Bombaların ele geçirildiği evin sahibi olan Mehmet Demirtaş'ın eskiden kendi askeri olduğunu anlattı. Ali Yiğit'i ise 'göz aşinalığı' dışında tanımadığını öne sürdü. Emniyet'e getirildiğinde bombalardan sorumlu tutulduğundan bahsedildiğini anlatan Yıldırım, bombaların ele geçirildiği sandığın yaklaşık 3 yıldır Ümraniye'deki gecekondunun çatı katında olması gerektiğini, bu nedenle de parmak izinin bulunduğu iddia edilen bantların sıcak, soğuk gibi pek çok dış etkiye maruz kaldığının düşünülmesi gerektiğini ifade etti. Bombaların imha edilmesini de eleştiren Yıldırım, "Ne daha önce ne emniyet müdürlüğünde ne avukatım ne ben o bombaları gördük. O bombaları imha kararı veren mahkeme de o bombaları görmedi. Birbirlerine 'Abdüleyh, Bozok, Memati, Polat' diye hitap eden birkaç polisin dışında kimsenin görmediği bir el bombası efsanesiyle karşı karşıyayız." iddiasında bulundu. El bombaları ile kendisini ilişkilendiren tek iddianın 'ihbarcının ve polise göre bir başka sanığın ifadesi' olduğunu savundu.
Oktay Yıldırım, şema çizerek mahkeme heyetine bir el bombasının patlayabilmesi için gerekli şartları sıraladı. Ali Yiğit'in ifadesinde el bombalarını bulduktan sonra sallayıp yerine koyduğunu söylediğini hatırlatan Yıldırım, "Ne hikmettir ki kendisinin parmak izi yerine benim parmak izlerim bulunuyor orada. Üstelik de bombaları bulup sallamasına rağmen." dedi. İddianamenin bir senarist tarafından yazıldığını ve bunun senaristin hayal kırıklığından ibaret olduğunu öne sürdü. Görev yaptığı Güneydoğu'dan bombaları getirdiğinin iddia edildiğini hatırlatarak, "Bu en talihsiz yalandır. Ben Şemdinli'den 2 koltuk değneği ile zorla hareket edecek şekilde sedyeyle getirildim. Eşyalarım da daha sonra gönderildi." şeklinde konuştu. El bombaları ile ilgili bir uzman bilirkişiden de bilgi alınmasını istedi.
Lobi-Ergenekon belgesinin, PKK orijinli bir internet sitesinde 2001 yılından beri yayımlandığını öne sürdü. Yıldırım, "Çok gizli örgüt belgesi diye nitelenen ve üzerinden yüzlerce komplo teorisi üretilen belgeler, PKK orijinli bir siteden alınmıştır. Buna itibar edilerek bu belgeyi internetten yasal yollarla indirdiğim için örgütün üyesi olarak gösterilmekteyim. Konusu suç olacak hiçbir şey yapmadım. Bu anlamda sorulacak her soruyu yanıtlamaya, görüştürülecek her tanıkla yüzleşmeye hazırım. 1,5 yıldır yaşadığım hiçbir şeyi hak etmedim." ifadelerini kullandı.
Fotoğrafı anlattı: Sadece Tekin'i tanıyordum
Oktay Yıldırım, savunmasında ayrıca, iddianamede yer alan ve kendisi ile birlikte Muzaffer Tekin (sağda), Fikri Karadağ (turuncu kravatlı), Kuddusi Okkır (solda) ve Hüseyin Görüm'ün (gri ceketli) bulunduğu fotoğrafın hikâyesini anlattı. Gazetelerde sıkça yer alan bu fotoğrafı 'meşhur fotoğraf' olarak niteleyen Yıldırım, bu kişilerden sadece Muzaffer Tekin'i tanıdığını ve o gün orada niçin buluştuklarını da hatırlamadığını söyledi: "Bir piknik veya belki de bir anma vardı." İddianamede yer alan ünlü isimlere suikast konuşmalarını da 'bazı meczup sokak serserilerinin kendi aralarında belki de özellikle yaptıkları 'onu vuralım, şunu kıralım' türünden saçma sapan telefon konuşmaları' olarak nitelendirdi.
Uzman raporları, Oktay Yıldırım'ı yalanlıyor
Oktay Yıldırım 'bombaları hiç görmediğini' söylese de Emniyet'in ekspertiz raporları kendisini yalanlıyor. Ümraniye'de ele geçirilen bombalar üzerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Parmak İzi Laboratuvar Büro Amirliği'nin verdiği ekspertiz raporunda 'mukayeseye elverişli olan 8 adet parmak izi ve 2 adet avuç izinin bulunduğu' bildiriliyor. İddianamede bu konu, "İstanbul Emniyet Müdürlüğü Otomatik Parmak İzi İnceleme Büro Amirliği'nden alınan ekspertiz raporunda 3 adet parmak izinin Oktay Yıldırım'ın sağ el işaret ve sol el işaret (2) parmak izlerinin aynısı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir." ifadeleriyle aktarılıyor. Raporda ayrıca el bombalarının askerî amaçlarla üretilen mühimmatlardan olup piyasadan temininin mümkün olmadığı da belirtiliyor. Bombaların ele geçirildiği gecekondunun sahibi Mehmet Demirtaş'ın yeğeni Ali Yiğit de savcılık ifadesinde Yıldırım'ı yalanlıyor: "Dayım Mehmet Demirtaş bana 'Çatıda askeri bir sandık var ve içerisinde el bombaları var.' dedi. Ben de 'Bunları kim bıraktı?' dedim. O da bana 'Bu el bombalarını Oktay Yıldırım bıraktı.' dedi."
Kimdir, neyle suçlanıyor?
Astsubay Levazım Kıdemli Başçavuş rütbesiyle görev yaptığı 6. Mot.P.A.K.lığı'ndan (Hasdal) 1 Nisan 2005'te malulen emekli oldu. Ulusalcı derneklerce düzenlenen miting, gösteri ve organizasyonlarda Muzaffer Tekin'le birlikte ön saflarda yer aldı. 12 Haziran 2007'de Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen ve soruşturmanın başlamasına neden olan el bombalarının sahibi olduğu iddia ediliyor. Bombaların bulunduğu tarihte gözaltına alınan Yıldırım, 16 Haziran 2007 günü tutuklandı. 'Silahlı terör örgütüne üye olma, TC hükümetine karşı silahlı isyana tahrik, silahlı terör örgütlerine silah sağlama ve mala zarar verme, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda patlayıcı madde kullanma suçuna yardım etmek'le suçlanıyor. İstanbul, Zaman
'Yasak deliller klasörü oluşturulsun' talebine ret
Duruşmada söz alan Kemal Kerinçsiz'in avukatı Mehmet Tolga Akalın, mahkemenin veya mümkünse cumhuriyet savcılarının her sanığa somut iddiaları ve olay örgüsünü okuduktan sonra sorgu yapılmasını istedi. Akalın, "Daha önce de dile getirilen yasak deliller konusunda mahkemenin bir karar vermesi gerekir. Yasak delillerin avukatlara tek tek sorularak tespit edilmesi ve bu konuda bir karara varılması, ardından da bu delillerin sanıkların sorgulamasından ayrı tutulması gerekmektedir." dedi. Bu talep konusundaki görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkın, 'hukuka aykırı delil bulunduğunun sanık avukatının iddiası olduğunu ve soruşturmanın usule uygun yapıldığını' belirterek, söz konusu talebin reddine karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti, talebi reddetti. Mahkeme heyeti, Yıldırım'ın sorgusunun ardından bazı sanıklar ile avukatların talep ve beyanlarını aldı. Daha sonra görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, bir kısım sanık ve avukatların istedikleri belgelerin verilmesine, tutuksuz sanıklardan mazeretsiz halde gelmeyenler hakkında 'yakalama emri' çıkarılmasına ve tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Kısa bir aranın ardından mahkeme heyeti taleplerin daha sonra değerlendirilmesine karar verirken duruşma 13 Kasım Perşembe gününe ertelendi. Bu arada, Danıştay saldırısında ölen Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in oğulları Gökhan ve Serkan Özbilgin'in de duruşmayı dış salondan izlediği görüldü. İstanbul, Zaman
JİTEM davasına bakan mahkeme, Ergenekon iddianamesini istedi
Diyarbakır, Mardin ve Batman'da, çeşitli tarihlerde birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemleri gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında terör örgütü PKK itirafçılarının da bulunduğu 11 sanıklı JİTEM davasına devam edildi. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuksuz yargılanan 11 sanık katılmazken, müdahil avukat Tahir Elçi hazır bulundu. Elçi, bir önceki duruşmadaki 'dosyanın Ergenekon davası ile birleştirilmesi' yönündeki talebini yineleyerek, olayın Ergenekon terör örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştiğini savundu. Mahkeme heyeti verdiği kısa bir aranın ardından, müdahil avukat Elçi'nin talebini değerlendirmek üzere Ergenekon davasının iddianamesinin CD'ye aktarılmış bir örneğinin mahkemeye gönderilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazılmasına karar verdi. Diyarbakır, aa
Hrant Dink cinayetinde soruşturma izni verilen astsubay sayısı 8'e çıktı
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesinde ihmalleri olduğu iddiasıyla iki jandarma görevlisi hakkında açılan davada tanık olarak dinlenen bir astsubay ile bir uzman çavuş hakkında soruşturma açılmasına karar verildi. Jandarma Astsubay H.Y. ve Uzman Çavuş H.Ö.Ü., Dink'in öldürülmesinde istihbarat yönünden ihmalleri olduğu iddiasıyla, Jandarma Astsubay Okan Şimşek ile Jandarma Uzman Çavuş Veysel Şahin hakkında açılan ve Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen davada tanık olarak dinlenmişti. Tanıkların ifadeleri üzerine, Dink'in avukatları, bu kişiler hakkında soruşturma açılması için Bölge İdare Mahkemesi'ne başvurdu. Bölge İdare Mahkemesi, başvuruyu kabul ederek, daha önce haklarında müfettişlerce soruşturma izni istenmeyen H.Y. ile H.Ö.Ü. hakkında soruşturma açılmasına karar verdi. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı, önümüzdeki günlerde, Astsubay H.Y. ile Uzman Çavuş H.Ö.Ü.'nün ifadelerini alarak, haklarında dava açılıp açılmayacağına karar verecek. Son gelişmeyle birlikte Hrant Dink cinayetine ilişkin hakkında dava açılan ve soruşturma izni verilen jandarma görevlisi sayısı 8'e çıkmış oldu. Trabzon, aa
'Hiç kimsenin suç işleme imtiyazı yoktur'
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ergenekon davasına kimsenin gölge düşürmeye hakkının olmadığını söyledi. Demirel, Türkiye'de hiç kimsenin suç işleme imtiyazına sahip olmadığını aktardı. Süleyman Demirel, Edirne Süleyman Demirel Lisesi'nden bir grup öğretmen ve öğrenciyi kabul etti. Ergenekon davasıyla ilgili soruları cevaplayan Demirel, herkesin yargının vereceği karara saygılı olması gerektiğini ifade etti. Kimsenin yargıya gölge düşüremeyeceğini vurgulayan Demirel, "Türkiye yasalarla yönetilen bir hukuk devletidir. Hiç kimse suç işleme imtiyazına sahip değildir. Eğer hukuka uygun olmayan davranışlar varsa devlet onların yakasına yapışır. Davanın makul bir sürede sonuçlanmasını bekliyorum. Yargı üzerine bir gölge düşmesin diyoruz." dedi.
Zaman |
|
|
|
|
|
|
|
|