Erkam Alışveriş
 
 
 
04 Eylül 2010, Cumartesi
 
"Eleştiri Hakkımı Kullandım" Yazdır E-posta
04 Şubat 2010 09:35, Perşembe
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, kavga çıkan Genel Kurulun dün yapılan birleşimini yöneten Başkanvekili Güldal Mumcu'ya, "Hanımefendi oturumu iyi yönetemiyorsunuz, İçtüzük hükümlerine uyun, tarafsız ve adil olun" dediğini aktararak, "Eleştiri hakkımı kullandım, bakanlık sıfatımla gidip, 'şöyle yapmalısın' diye talimat vermek benim haddim değil" dedi.


Arınç, AK Parti Grup Başkanvekilleri Mustafa Elitaş ve Ayşenur Bahçekapılı ile birlikte TBMM Genel Kurulunda dün yaşanan kavga ve bu konuda yaşanan gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Genel Kurulun dünkü birleşimini yöneten TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'nun kendisine yönelik, "Bana birleşimi nasıl yönetmem konusunda talimat verdi" sözlerine yanıt veren Arınç, "Bugüne kadarki birikimim, bende meydana getirdiği stres, 'gecenin 10'una gidiyoruz, hala gensoruyu bitirememiş, daha iki grup konuşacak, bakan savunmasını yapacak. Çok basit bir meselenin saatler sürmesi, hatta gece yarısından sonraya sarkma ihtimalini düşündüm, biraz da gerginliği hissettim, bunun sonunda da bir kavga olabilir, Sayın Başkan bunu öngörmüyor, gideyim kendisini ikaz edeyim' dedim" görüşünü dile getirdi.
Başkan ve Başkanvekilleri için dinlenme yeri olan odaya gittiğinde TBMM Katip Üyesi Murat Özkan'ın oturduğunu, Mumcu'nun da ayakta olduğunu anlatan Arınç, Mumcu'ya, "Hanımefendi oturumu iyi yönetemiyorsunuz veya oturumu niçin iyi yönetmiyorsunuz?" dediğini aktardı.
Mumcu'nun da kendisine "Neden?" sorusunu yönelttiğini ifade eden Arınç, Mumcu'ya, "(İçtüzük hükümlerine uyun) dedim, söz isteyenler çıkıyor, hakaret ediyorlar, mesele uzuyor, bir başka arkadaş sataşmadan söz alıyor, ona müsaade etmiyorsunuz, sonunda sözünü kesmeye çalışıyorsunuz. Tarafsız ve adil olun. Siz tarafsız ve adil bir başkanvekili olarak değil, partisinin militanı olarak hareket eden bir başkan olarak burada bulunuyorsunuz" görüşünü aktardığını söyledi.
Arınç, Mumcu'nun buna itiraz ettiğini, şahsıyla ilgili başka şeyler söylediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben de ona 'tarafsız olun, sizi bütün Meclis yakınen tanıyor, siz iyi yönetemiyorsun. Bu gidiş kötüye gidiştir, ben sizi sadece ikaz ediyorum; içtüzüğe uyacaksınız' dedim. 'İçtüzüğe uyuyorum' dedi. 'Uymuyorsunuz' dedim ve kapıdan çıktım, gittim. Sayın Özkan, oturduğu yerden kalkmamıştır, bir kelime bile söylememiştir, bir harekette bile bulunmamıştır. Çünkü ben hakaret edecek veya onu kötüleyecek bir davranış içinde bulunamazdım. Benim edebim, ahlakım, saygım buna izin vermezdi. Ben sadece eleştirdim 'iyi yönetmiyorsunuz, oturumu iyi yö netin, bunun sonunda Mecliste gürültü çıkar, bu işin sonu kötü olur' dedim. Benden sonra Elitaş gelmiş, biz birbirimizden habersiziz.
Sayın Başkan, 'yürütmenin yasamaya müdahalesi, bana talimat verdi' diyor. Hükümetin üyesiyim ama dünkü spontane davranışım, yasama organında milletvekilliği görevi yapan bir milletvekili olarak meydana geldi. Genel Kurulu izliyorum, olanlardan şikayetçiyim, bu şikayetimi Sayın Başkan'a iletiyorum. Hükümet üyesi olarak, 'yürütmenin bir organına nasıl böyle yaparsın' şeklinde, nasıl anladı bilmiyorum, herhalde birisi bu aklı verdi kendisine. Çünkü konuşmalarımız sırasında 'bir bakan olarak' nasıl bana böyle bir şeyi söylersiniz' demedi. Bakanlık sıfatıyla değil, 5 yıl Meclis Başkanlığı yapmış, bu İçtüzüğü satır satır bilen bir insan olarak, bir milletvekili spontane davranışıyla, kendisine 'İçtüzüğe uygun yürütün bu işi, yoksa bu işin sonu kötü olur, kötüye gider, münakaşa olur' dedim. Bunun yürütmenin yasamaya müdahalesiyle bağlantı kurmak, ancak siyaseten ideolojik bir noktayı bize gösteriyor."
Arınç, eleştiri hakkını kullandığını dile getirerek, " İyi yaptım, kötü yaptım, doğru yaptım, yanlış yaptım. Bakanlık sıfatımla, bakanlık ağırlığımla gidip, 'şöyle yapmalısın, böyle yapmalısın' diye talimat vermek benim haddim değil. Bunu kesinlikle reddediyorum" dedi.
Bu görüntü ve davranışların TBMM'nin saygınlığını ve itibarını zedeleyebileceğini belirten Arınç, AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın, CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın sataşması üzerine söz aldığını, bu sözün kesilmek istendiği, sonra Soysal'ın tekrar söz alarak tartışmalara sebebiyet vermesi üzerine oturuma ara verildiğini hatırlattı.
Mumcu'nun, bir saat kadar sonra yaptığı konuşmasında, "içeriye girerek kendisine talimat verdiğini, bunun da yürütmenin yasamaya çok açık bir müdahalesi olduğunu dile getirdiğini" anımsatan Arınç, "Bu sırada kulisteydim, konuşmaları ve görüşmeleri takip ediyordum. Aslında nöbetçi Bakan değildim, gensoru benimle de ilgili değildi ama milletvekili olarak bu görüşmeleri takip etmek, benim de hakkımdı. İçeriye girerek birleşim bitinceye kadar bir açıklama yapmayı düşü ndüm. Fakat sonradan sayın Başbakan'ın konuşması sırasında yaşanan o tatsı z olaylar sebebiyle genel kurulda bir konuşma yapma imkanım olmadı" dedi.
Yaşanan olayların sorumlusunun şüphesiz Meclisi yöneten başkan veya başkanvekili olduğunu belirten Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu hafta itibariyle de sayın Mumcu'nun başkanvekilliğini götürüyor olması, geçmişte de buna benzer tartışmaların kavga boyutuna varmasa bile arkadaşlarımızın sükunetlerini muhafaza etmeye çalışmasıyla maalesef zaman zaman yaşanmıştır. Çünkü sayın Mumcu, adil ve tarafsız bir yönetim sergilememektedir. Bu yasama döneminin başından itibaren, ne gariptir ki sayın başkanvekilimiz, bir CHP'li gibi hareket etmekte, oysa o kürsüden bütün partilere eşit mesafede olması, İçtüzüğümüze göre tarafsızlığını mutlaka muhafaza ediyor olması gerekir. Bugüne kadar sayın Mumcu'nun yönettiği genel kurul tutanaklarına bakınız, hep itirazlar vardır. CHP'den kim el kaldırırsa sonuna kadar söz vermekte, ne konuşursa onaylamakta. İçtüzüğün 64. maddesindeki 'başkan veya başkanvekili tartışmalara katılamaz, kendi fikrini de ileri süremez' amir hükmüne rağmen, bazen taraf olduğunu da açıkça göstermektedir. Sadece dünkü olaylar itibariyle değil, merak edenler açsınlar, başkanvekillerimiz hafakanlar geçirmekte, milletvekilleri oturduğu yerden 'tarafsız, adalet yönetim sergile, senden bunu bekliyoruz' demektedir. Hatta bir çok milletvekili kendisinden sayın Meral Akşener gibi olmasını tavsiye etmektedir. Çünkü Akşener'in yönetim tarzı sayın Mumcu'ya göre çok daha adil, çok daha tarafsızdır. Bunu kendi subjektif düşüncesi olarak, Bülent Arınç olarak söylemiyorum. Mecliste beş yıl başkanlık yapt ım. Kürsüye de her önemli konuda çıktım. Pek çok gerginlikler yaşadım ama hiç bir gerginlik böylesi bir olayla sonuçlanmadı.
Meclisin başkanı ve başkanvekilleri mutlak tarafsız değildir. Partilerinin milletvekili olarak yekünde görülürler. Grupların kestiği aidatları da ödemeye devam ederler. Anayasamızın 94. maddesinin 4. fıkrası 'TBMM Başkanı, başkanvekilleri, üyesi bulunduğu siyasi partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışında faaliyetlerine katılamazlar' diyor. Ben demiyorum, 1982 Anayasası diyor. Sayın Mumcu her Salı günü CHP'nin grup toplantısında birinci sırada. Sayın Baykal'a olabildiğince yakın bir noktada bulunmayı kendisine görev olarak seçmiş. Sayın Baykal kürsüde esip gürlemekte, sayın Mumcu da birinci sıradan onu alkışlamaktadır. 'Anayasa, Anayasa' derken, bu maddesini görmezden gelemezsiniz. Çünkü bu Anayasayı hepimiz benimsiyoruz. Beğenmediğimiz yerlerinin de değişmesi gerektiğini söylüyoruz. Bu Anayasa hükmüne rağmen, bu sayın bayan her grup toplantısında en önde bulunmaktadır. Bu yüzden grup toplantısından sonra kürsüye çıktığı zaman da tarafsız bir yönetimi ondan beklemek mümkü n olamıyor."

"SALLAM SULLAM KÜRSÜYE GELİYOR"
Meclisin nasıl yönetileceğinin İçtüzükte olduğunu belirten Arınç, Meclisi yöneten kişinin kendi siyasi görüşünü ifade edemeyeceğini, böyle bir davranışta, imada bulunamayacağını dile getirdi. Arınç, "Ama sayın başkanvekilimiz beğendiği konularda takdirlerini ifade etmekte, beğenmediği konular olursa burun bükmekte 'zaten ben de anlamadım, nereden icap etti, nerede sataşma varmış' gibi sözlerle maalesef bunu ifade etmektedir" dedi.
Arınç, İçtüzüğün 65. maddesinde genel kurulda şahsiyetle uğraşmak, söz kesmek, Meclis çalışmalarını engellemek gibi davranışlara başkanvekilinin mutlaka mani olacağı hükmü olduğunu anımsatarak, "Ama siz, sadece dün akşamki oturuma bakarsanız bunun ne kadar gerçekleşmediğini görürsünüz" diye konuştu. Arınç, sö zlerini şöyle sürdürdü:
"Başkan müdahale edebilir, söz kesebilir. Konuşma üslubu mutlaka temiz bir dille olacaktır. Eleştiri hakkı sonuna kadar. Bu bir haktır ama hakaret olmayacak. Kimsenin kişiliğiyle, özel hayatıyla, hiç bir zaman çirkin bir konuşmaya başkan izin vermeyecek. Lütfen; dünkü konuşmaların ve geçtiğ imiz günlerde yapılan konuşmalara ve bunların içeriğine baktığımızda temiz bir dil konusunda başkanvekilimizin ve başkanvekillerimizin belki pek çoğu için de bunu söylemek mümkün, eleştiri konusuyla hakaret ve kişilik haklarına saldırıyı ayırt etmediğini görüyoruz.
Dün, Osman Durmuş'un kavgalara sebebiyet veren o çirkin benzetmesini söylüyor, arkasından Çetin Soysal çıkıyor. Grup başkanvekilimiz de buna itirazları bildirmek için söz istiyor. Söz verirken bile vermek istemediği, 'nerede böyle bir şey var, nereden konuşmak istiyorsunuz' gibi sözler... Sadece üslup konusunda dikkat edilmesi gereken şeyler söylüyor. Ondan sonra sayın Bahçekapılı'nın ilk cümlesinde söz istiyor. Niçin söz istediğini ifade edeceksin. Söz verip vermeme yetkisi başkana ait. Ceketinin düğmeleri açık, sallam sullam kürsüye geliyor. Başkan bunu büyük bir memnuniyetle karşılıyor. O yine konuşmalarında sataşmalarına devam ediyor."
Arınç, Meclis başkanlığı yaptığı 5 yıl boyunca Meclisi adaletli ve tarafsız yönettiği konusunda geçmiş dönemde, başka Deniz Baykal olmak üzere, CHP grubundan takdir aldığını, bunun da her yerde ifade edildiğini söyledi.
"Ben başkalarının kürsüde veya arkasından yaptığı şeyi odasına giderek yüzüne karşı söyledim" diyen Arınç, "O odaya Bakanlar da giriyor. Genel kurulda bir önerge veriliyor, O önerge üzerinde Bakan da geliyor, muhalefet partilerinin grup başkanvekilleri de geliyor ve çalışma yapıyorlar. Başkanın odasında, Bakanın riyasetinde çalışma yapılırken, yürütmenin yasamaya müdahalesi sayılmıyor da, benim içeriye girmem mi müdahale oluyor. Bunun böyle karşılanması fevkalade yanlıştır. Kötü bir saptırmadır. Bunu reddediyorum. Ben bir milletvekiliyim, yönetimde gördüğüm aksaklığı sayın başkana ifade ediyorum" diye konuştu.
BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, kendisinin TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu ile görüşmesini "cinsiyetçi bir yaklaşım" olarak değerlendirdiğini anımsatan Arınç, "Ben bir erkek olarak gitmişim, bir bayan Başkanvekiline bunları söylemişim. Konudan çok haberdar değil ama bir yafta olarak konuştu. Bunu da kesinlikle reddediyorum" dedi.
Mecliste 4 dönemdir hiçbir kadın milletvekiliyle kavgası olmadığını , kendilerine yönelik bir saygısızlığı bulunmadığını vurgulayan Arınç, "sadece CHP'li Canan Arıtman ile ufak bir tartışmanın dışında bu konuda herhangi bir sabıkası bulunmadığını" söyledi.
"Terbiyem, edebim, siyasi ahlakım, böyle bir şeye kesinlikle izin vermez" diyen Arınç, şöyle devam etti:
"Güldal Mumcu'nun şahsına karşı bir bayan olarak, zarif bir hanımefendi olarak saygım var. Beğenirim beğenmem, severim sevmem ama Meclisin Başkanına, Başkanvekillerine, Başkanlık Divanı üyelerine saygım var. Bu benim milletvekili olmamın bir gereğidir. Her milletvekili, Başkanlık Divanında yer alan herkese saygı göstermek mecburiyetindedir. Sayın Güldal Mumcu, bize, Türk Milletine bir emanettir. Çok sevdiğimiz arkadaşımızın eşi olarak hepimizin saygı göstermemiz gereken bir insandır. Bugün rahmete kavuşmuş, geçtiğimiz günlerde ölüm yıldönümünde andığımız, benim de hukuk fakültesindeyken asistanım olan, daha sonra gazeteciyken ilişkilerimiz devam etmiş olan bir insanın bize bıraktığı bir emanete benim saygısızlık yapmam mümkün değil.
Yaptığı hatalı davranıştan dolayı kendisini eleştirdim. Bu eleş tiri hakkım da kendisini içtüzüğe uydurana kadar devam edecektir. Şu anda bunun emarelerini görmediğim için bu konuda rezervimi açık tutuyorum. Eğer Başkanlık kürsüsünde oturduğu sürece, grup toplantılarına katılmayarak, tarafsız ve adil yönetim sergileme konusunda başarılı olabilirse o zaman Meclis'in huzurunda kendisini tebrik etmeye söz veriyorum."
Arınç, hiç kimseye saygısızlık yapmadığını, Mumcu'ya da yapmayacağını belirterek, "Ama artık bıçak kemiğe dayandı. Bu yönetimlerle Meclisin çalışmas ı mümkün değil. Kendisinin Anayasanın 94. maddesin 4. fıkrasına ve İçtüz üğe uymaya davet ediyorum" dedi.
CHP kontenjanından TBMM Başkanvekili seçilen Yılmaz Ateş ve rahmetli Ali Dinçer ile geçen dönemde birlikte çalıştığını, ikisinin de Meclisin takdir ettiği insanlar olduğunu, adil ve tarafsız yönetimlerinden kimsenin şikayeti bulunmadığını belirten Arınç, Mumcu'yu onlara benzemeye davet ederek, hemcinsi olan Başkanvekili Meral Akşener gibi Meclisi yönetmesi dileğinde bulundu.

"KAPI AÇIKTI GİRDİM"
Arınç, gazetecilerin sorusu üzerine, Güldal Mumcu'nun CHP'nin her grup toplantısında ön sırada oturduğunu herkesin gördüğünü, bunun Meclis Televizyonu kayıtlarından da izlenebileceğini belirtti. Bülent Arınç, diğer başkanvekillerinin de partilerinin grup toplantılarına katılmaması gerektiğini kaydetti.
Mumcu'ya ,"Çetin Soysal'ın kürsüye nasıl yürüdüğü nü ve bir başkan olarak buna nasıl müsaade ettiğini" sorduğunu bildiren Arınç, "Kendim istesem bile sarhoş taklidi yapamam. Hayatında ağzına bir gram alkol almamış bir insanın bu taklidi yapması çok becerikli olmaz. Başka taklitleri de yapamam daha doğrusu, o konuda yetenekli değilim" dedi.
Arınç, TBMM Başkanı ve Başkanvekilleri için Genel Kurul Salonundaki kürsünün hemen arkasındaki dinlenme odasına her milletvekilinin girip giremeyeceğinin ve kendisinin buraya nasıl girdiği yolundaki soruya "kapı açıktı, girdim" karşılığını verdi.
İsteyen her milletvekilinin bu odaya girebildiğini anlatan Arınç, "Bazen bakanlar önemli toplantıları orada yapıyorlar. Kimsenin bilmediği, bir meçhul değil. Orası Başkan, Başkanvekillerinin istirahati için ayrılmıştır. Ama oraya Başkanlık Divanının bütün üyeleri, bakanlar girer, her milletvekilinin girdiğini sanmıyorum ama oraya girerseniz birkaç milletvekilini orada görürsünüz. Ben girdiğimde Sayın Başkan ile Murat Özkan vardı" diye konuştu.

"ODA ÖYLE BASILMAZ..."
Yaşananların, "oda bastı" şeklinde yorumlandığının anımsatılması ü zerine Arınç, "Gazeteci yorumu onlar. Oda öyle basılmaz. Ona 'oda basmak' denmez. Bu kadar çirkin bir söz olabilir mi? Oda basmaya ben yalnız mı giderim? Veya oda basmak böyle mi olur? Bir Başkanvekilinin odasına nasıl girileceğini bir milletvekili bilmez mi? 'Sayın Başkan, iyi yönetmiyorsunuz' demek oda basmak değildir. Çok çirkin bir şey" diye konuştu.
Çetin Soysal'ın davranışı için "bir sarhoş gibi" tabirini kullandığını kaydeden Arınç, "Kürsüyü çok sık kullanmaya çalışan ve kendisinden çok hoşlanılmayan birkaç ismin, takviye alarak böyle kürsüye geldiğini de tahmin ediyor, biliyorsunuz. (Sarhoş olabileceğini) Gelişinden, tavırlarından tahmin ettim. Çünkü Meclis Başkanına karşı kürsüye giderken hiçbir hatip kabadayı edasıyla veya başka bir edayla gidemez. Bunlar, bütün milletvekilleri için geçerlidir. Meclisin kapısından giren herkesin önce ceketinin önünü iliklemesi gerekir. Hatta Başkanvekilleri, birleşimi, oturumu açmadan önce başıyla Genel Kurula selam verir. Yine İçtüzük gereği hatipler, 'Sayın Başkan, Sayın Milletvekili' diyerek başlar. Sadece Sayın Kamer Genç, bizden bahsederken asker arkadaşı gibi, 'Bülent Arınç, Tayyip Erdoğan' diyor. Ama ben ona 'Sayın Genç' diyerek hitap ediyorum. İçtüzük bunu emrediyor. Birbirimizi sevmiyor olabiliriz ama birbirimize saygı göstermeye ihtiyacımız var" diye konuştu.

"BİRİSİ KALKIP DERSE..."
Arınç, bir soru üzerine Güldal Mumcu'nun Genel Kurulu yönetimiyle ilgili usul tartışması yapılabileceğini belirterek, ancak bunun açılması halinde 4 üyeye söz verileceğini, bunun da yaklaşık 1 saat zaman alacağını söyledi.
Bu tür olayları yaşadıklarını anımsatan Arınç , "Grup Başkanvekillerimize, Allah sabır versin. Onlar ne yapıyor biliyor musunuz? 'Şu Genel Kurulu bir kavgasız geçirsek de herkes ağzına geleni söylese biz de duymazdan gelsek' diyorlar. O kürsüye çıkan Başkan, İçtüzüğe göre Genel Kurulu yönetmek zorunda" dedi.
Bir gazeteci MHP'li Osman Durmuş'un tartışmaya yol açan sözlerine ilişkin soru yöneltti. Arınç, Durmuş'un söylediği sözlerin ne olduğunu sorduğ u gazeteci, "tekrar etmeye gerek var mı?" karşılığını verdi. "Bir daha bilelim ki çirkinliği konusunda hepimizin bilgisi olsun" diyen Arınç, Durmuş'un sözlerini söylemeye gazetecinin "hicabının el vermediğini" belirtti.
Bülent Arınç, şunları kaydetti:
"Bu çok çirkin bir sözdür. Biz haysiyetli insanlarızdır. Kendimize, eşimize, inancımıza, davamıza, yolumuza, çizgimize, Türkiye'ye, Türkiye'nin meselelerine birisi sorumsuzca laf etti mi bunun altında kalmayız. Birileri bu zaafımızı biliyor, hep o noktadan vurmaya çalışıyor. Sayın Durmuş'un sö ylediği sözler, birisi bir yerde "son peygamber mi?' demiş... Bunu eline alarak CD gösteriyor. Dünyada deli de var, şizofren de var, akıllı akılsız bir sü rü insan var. Manisa'da bir taksi şoförü var, kendisini mehdi ilan etti, haberiniz var mı? Bana da mesaj gönderiyor arada, 'şöyle yap, böyle yap' diye. Ben de gülüp geçiyorum. Şimdi birisi, Başbakan için böyle bir laf etmiş. Bu densizliktir, aptallıktır, çok kötü bir şeydir. 72 milyon insandan birisi böyle bir laf edecek diye herkesin ağzını bantlayacak mıyız? Kimin nerede ne söyleyeceğini bilmek zorunda mıyız?
Şimdi her partinin fanatikleri var. Misal olsun diye söylüyorum, yeni bir tartışma başlatmak istemiyorum. Fanatik bir insan 'bu Bahçeli olsa olsa mehdidir' derse, hangi AK Parti'li milletvekili gelir de bunu Genel Kurulda söyler. Sayın Baykal'ın da fanatikleri var, kalksa birisi derse ki 'bu bizim Atatürk ne oluyor ki asıl Atatürk Baykal'dır' derse ne yapacaksınız? Yani Baykal'ı mı kötüleyeceksiniz. Böyle bir densizlik yapıldığı için bu insanları mı suçlayacaksınız. Türkiye'de birisi esrar ve eroinle yakalansa ifadesinde 'ben bunu Angele Merkel'den aldım' dese, ne yapacağız? Niçin bunları düşünmüyorsunuz. Bunu kürsüye çıkaran insan neden düşünmüyor? Halen bunun üzerine basa basa bir şey söylemeye çalışan milletvekili, utanmıyor mu, sıkılmıyor mu, ü züntü duymuyor mu? Tayyip Erdoğan'ın ne olduğunu, inancının, ibadetinin ne olduğunu hepimiz bilmiyor muyuz? Kendisi de dün onu ifade etmedi mi? 'Son peygamberin Hazreti Muhammed olduğunu bilmiyor musunuz?' dedi. Kimse bunun dışında bir şey söylerse o kendi deliliğidir, aptallığıdır demek istemedi mi? Çok basit şeylerden siyasi rant devşirmeye çalışanlara sadece acıyorum. Bunlar çok yakışıksız şeyler."
İçtüzüğe göre Genel Kurulu tarafsız yönetmeyen Başkanvekiline yönelik bir yaptırım bulunup bulunmadığının sorulması üzerine Arınç, kendisinin işlem yapma konusunda bir yetkisi bulunmadığını söyledi.
Arınç, Meclis Başkanlığı döneminde Etik Kurulu oluşturulması önerisinde bulunduğunu anımsatarak, CHP'nin engellemesi sonucu İçtüzük değişikliğinin yapılamadığını sözlerine ekledi.
 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ

 
MEDYA PAZARI © 2002 - 2010 Tüm Hakları Saklıdır.
Tel: 0212 671 0700 | Fax: 0212 671 0717      iletisim@medyapazari.com