TÜGİK Başkanı Sesli, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye güven duyduğunu belirterek, "Bize yatırım yapan ülkeler dalgalanma sürecinde demokrasiye bizden daha fazla sahip çıktı" dedi
Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu'nun (TÜGİK) kuruluş çalışmaları 1992 yılına kadar dayanıyor. Ana felsefesi gençlerin bir araya gelmesi ve yeni açılımlar yaratması olan bu yapının federasyon olma hayali 2004 Eylülü'nde gerçekşiyor. Bu çatının başındaysa genç ve başarılı bir işadamı olan Hazim Sesli bulunuyor. Sesli, bu haftaki Ekonomi Buluşmaları'nın konuğuydu...
TÜGİK olarak gündeme aday adayı olan üyelerinizle düştünüz. Son durum nedir?
Farklı insanların, birbirini olduğu gibi kabul eden, hoşgörü ve sevgisi olan insanların milletvekili olabilmesi, Meclis'in içerisinde de o mozaiğin oluşturulması gerekiyor. Siyasetçinin hem işdünyasından olması hem de sivil toplum kuruluşlarında görev alarak gelmesi önemli. Çünkü bu tip insanlar birbrlerini olduğu gibi kabul etme yeteneğine sahip. İşadamı mecliste kavga etmez, birbirini kabullenir, uzlaşmacı olur. Bu nedenle biz de üyelerimizden adaylar çıkardık. Demokrat Partiden 5, AKP'den 4, CHP'den de bir adayımız eğer seçilirse bizleri Meclis'te temsil edecek.
15 YIL SONRASINA YATIRIM
Seçim sürecinde ekonominin gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Son 2-3 ayda yaşadığımız sürece baktığımızda Türkiye ekonomisinin ne kadar rayına girdiğini görüyoruz. Finans kuruluşlarında olan arkadaşlarımla görüştüğümde, Amerika'dakilerle, yabancı finans kuruluşları Türk vatandaşından faha fazla Türkiye'ye güveniyor dedi. Dışbank'ın 1 milyar 250 milyon dolara satıldığını duyduğumuzda "büyük para" demiştik. Ama bir yıl sonra Denizbank 2 milyar 650 milyon dolara satıldı. Bu da şunu gösteriyor; Türkiye'ye yatırım yapan kaynakların birkaç yıl sonrasına değil, önümüzdeki 5-10-15 yıla yatırım yaptığını görüyoruz.
BİZİ BİZDEN ÇOK SAVUNUYORLAR
Yabancıların bu ilgisi neden kaynaklanıyor?
Çünkü dünyada para fazlalığı var ve Türkiye'nin ekonomisi genç, gelişmekte, hızlı büyümekte. Yabancılar Türkiye'nin geleceğine bizden daha fazla inanıyor. Türkiye'deki bu dalgalanma sürecinde bu yatırım yapan ülkelerin Türkiye demokrasisine bizden daha fazla sahip çıktığını görüyoruz. Belki kalıcı yatırımlar gelmiş olmasaydı 2001 yılındaki süreci yaşayabilirdik.
Yabancılar Türkiye'de yatırım yapmak istiyor. Bu nedenle ekonomik ve siyasi istikrar ortamı devam ederse yabancı yatırımlar da artacaktır.
Sizce Türkiye'de laiklik problemi var mı?
Türkiye'nin laiklik problemi olduğunu düşünmüyorum. Türkiye Cumhuriyeti içerisinde her vatandaşın yaşadığı bir toplum. Bundan önce ne türban ne namaz konuşuluyordu. Ama Türkiye ne zaman biraz başını kaldırsa, ne zaman gelişim sürecine girse başına bir sorun musallat edilmeye çalışılıyor. Bakın 1980 öncesinde sağ sol çatışması vardı, sonra Ermeni meselesi, ardından PKK sorunu. Bugün ise laik antilaik söylemleri ile ortalık karıştırılmaya çalışılıyor.
Bu tartışmalar tamamen Türkiye'yi parçalamaya yönelik. Şu anda Türkiye 80 öncesi gibi değil. Eğitimli insan sayısı çok fazla. Şu anda Türkiye'de bilgi çağı, interneti kullanan insan sayısı çok yüksek. Türkiye'de sansür kalktı. İnsanlar bilgiye rahatça ulaşabiliyor. Laik antilaik gibi ayrımların ne kadar bölücü söylemler olduğu gözleniyor. Bakıyorsunuz Türkiye'de bir bomba patlıyor. Onun arka boyutuna baktığınız zaman dinle alakası olmadığını görüyoruz. Bu da Türkiye'yi parçalamak için yapılan bir provokasyon olduğu anlamına geliyor.
Cumhuriyet mitinglerine bakıyoruz. Türkiye için güzel bir demokrasi örneğidir. Onlar yapılabiliyorsa, orada her çeşit insan Türk bayrağı alarak gidiyorsa bu gelişmekte olan demokrasinin örneğidir. Eğer Türkiye 80 öncesi olsaydı cumhuriyet mitingine karşı bir miting çıkardı. Çıkmadığına göre insanlar birbirini kabullenmiş.
İş dünyası olarak siyasilerden, hükümetten somut beklentileriniz var mı?
Siyasilerimiz ekonomi, demoktatikleşme süreci, AB ve Irak'la alakalı politikalar gibi konularda şeffaf olmalı.
Türkiye belirli bir demoktatik süreçten geçerken olgunlaşıyor. 80 öncesi birbirinin şehrine, mahallesine girmeyen bir toplum şu anda siyasi partilerde birleşiyor. Bu Türkiye için çok önemli bir süreç. Bu birbirini kabullenme süreci.
Türkiye ne zaman doğrulsa bir sorun musallat ediliyor
Sizce Türkiye'de laiklik problemi var mı?
Türkiye'nin laiklik problemi olduğunu düşünmüyorum. Türkiye Cumhuriyeti içerisinde her vatandaşın yaşadığı bir toplum. Bundan önce ne türban ne namaz konuşuluyordu. Ama Türkiye ne zaman biraz başını kaldırsa, ne zaman gelişim sürecine girse başına bir sorun musallat edilmeye çalışılıyor. Bakın 1980 öncesinde sağ sol çatışması vardı, sonra Ermeni meselesi, ardından PKK sorunu. Bugün ise laik antilaik söylemleri ile ortalık karıştırılmaya çalışılıyor.
Bu tartışmalar tamamen Türkiye'yi parçalamaya yönelik. Şu anda Türkiye 80 öncesi gibi değil. Eğitimli insan sayısı çok fazla. Şu anda Türkiye'de bilgi çağı, interneti kullanan insan sayısı çok yüksek. Türkiye'de sansür kalktı. İnsanlar bilgiye rahatça ulaşabiliyor. Laik antilaik gibi ayrımların ne kadar bölücü söylemler olduğu gözleniyor. Bakıyorsunuz Türkiye'de bir bomba patlıyor. Onun arka boyutuna baktığınız zaman dinle alakası olmadığını görüyoruz. Bu da Türkiye'yi parçalamak için yapılan bir provokasyon olduğu anlamına geliyor.
Cumhuriyet mitinglerine bakıyoruz. Türkiye için güzel bir demokrasi örneğidir. Onlar yapılabiliyorsa, orada her çeşit insan Türk bayrağı alarak gidiyorsa bu gelişmekte olan demokrasinin örneğidir. Eğer Türkiye 80 öncesi olsaydı cumhuriyet mitingine karşı bir miting çıkardı. Çıkmadığına göre insanlar birbirini kabullenmiş.
İş dünyası olarak siyasilerden, hükümetten somut beklentileriniz var mı?
Siyasilerimiz ekonomi, demoktatikleşme süreci, AB ve Irak'la alakalı politikalar gibi konularda şeffaf olmalı.
Türkiye belirli bir demoktatik süreçten geçerken olgunlaşıyor. 80 öncesi birbirinin şehrine, mahallesine girmeyen bir toplum şu anda siyasi partilerde birleşiyor. Bu Türkiye için çok önemli bir süreç. Bu birbirini kabullenme süreci.
Küçük sermayeler birleşmeli
“Türk iş dünyasının eskiden beri bir anlayışı var. Küçük olsun ama benim olsun, bu anlayışın yıkılmasının zamanı geliyor. Bunun yerine büyüyelim ama birlikte anlayışına geçilmesi gerekir. Küçük olsun, benim olsun yaklaşımını doğru bulmuyorum Globalleşen bir dünyada bu anlayış doğru olmamaktadır. Küçük sermayelerin birleşerek büyük sermaye haline dönüşmeleri gerekiyor ki; dünya ile rekabet edebilsinler. Bu noktada artık küçük değil büyük düşünmekte fayda var. Anadolu'da bulunan firmaların cesaretleri olduğunu fakat deneyim eksikliğinin acilen giderilmesi gerekir. Her geçen gün Anadolu'daki firmalarımız ihracatı marka bazında yapmak için yoğun çalışmalar yapılıyor. Bu da ülkemizin hem ihracatının artmasına hem de kalkınmasına, sanayileşmesine etki yapacaktır."
İnovasyon olmadan gelişmemiz imkansız
İnovasyonla ilgili çalışmalarınız var mı?
2007 yılını tüm sektörler ve sivil toplum örgütleri tarafından inovasyon ve değişim yılı olarak görüyoruz. Öncelikle bunun iyi anlaşılması gerektiğini inovasyona önem veren firmaların ipi göğüslemede daha kolay sonuca ulaşacaklarına ve yorulmayacaklarına inanıyorum. TÜGİK olarak "her ilde bir GİAD" sloganı ile çıkmamızın bir amacı da inovasyonu tabana yaymak. Bu en büyük hedefimiz. Biz gündemi iyi takip ederek, GİAD'lardan aldığımız güçle gündeme yön veren bir sivil toplum kuruluşu olmayı hedefliyoruz. Bu hedefimize de kısa sürede ulaşacağız. |