|
Atilla Silahtaroğlu, 'Türkiye'nin genç insanı, doğası, tarihi, dinlerin ortasında olması, kayak, termal kaynakları doğru değerlendirilirse, 50-60 milyar dolar turizm geliri sağlanabilir' dedi

Ekonomi Buluşmaları'nın bu haftaki konuğu 1985 yılından beri turizm ile uğraşan ve turizm konusunda elini taşın altına sokan bir isim. Onlar önce Robinson klüplerini Türkiye'ye getirdiler. 1995 yılına kadar 4 tesis ile 4500 yatak kapasitesine ulaştılar. 1996 yılı sonunda yabancı ortaklarından ayrıldılar ve kendi markalarını oluşturma kararı aldılar. Bu gün ise birbirinden lüks tatil köylerinin sahibiler. Bu gün karşımızda Lykia World Tatil Köylerinin Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Silahtaroğlu var. Atilla Bey öncelikle hoş geldiniz. Sohbete isterseniz son günlerde çok gündemde olan bir konuyla yani seçimlerle başlayalım. Seçimlerin 22 Temmuz'a alınması çok konuşuldu.
Turizmi ve rezarvasyonları olumsuz etkileyeceği söylendi. Size göre ne olur?
Ben aynı fikirde değilim, 22 Temmuz'da yapılacak seçimlerin turizmi etkileyeceğini düşünmüyorum. Bence bu konu fazlasıyla abartılıyor. Tarih bu günden belli, zaman belli. Herkes programını ona göre yapar. Bir gün geç çıkarsın tatile olur biter.
Ve gelelim bir başka gündem konusuna. Herşey dahil sistemi turizmciler tarafından çok eleştiriliyor,neden?
Herşey dahil sistemi Dominik Cumhuriyeti'nde, Güney Amerika'da özellikle doğanın ortasında çevresinde hiçbir şeyin olmadığı yerlerde yapılan otellerde kullanılan bir sistem. Orada her şey dahil vermek zorundasınız, çünkü on km çevresinde hiçbir şey yok ve dışarı çıkıp yiyip içilecek mekan bulmak çok zor. Bizim durumumuz ise oldukça farklı. Doğamız tamam; tarihimiz, kültürümüz, güzel yemeklerimiz, çok güzel tesislerimiz, güler yüzlülüğümüz ve Türk misafirperverliği diye bir değerimiz var. Bu kadar artımız varken biz kalkıyoruz her şey dahil sistemde çekicilik arıyoruz, bu yanlış.
Peki ama neden?
Bir turizm ve pazarlama stratejimiz yok. Tarihi ve kültürel değerlerimizi turisti dışarı çıkartmayı özendirecek şekilde sunmak gerekiyor. Sistem ilk başta turisti Türkiye'ye getirmeyi amaçlıyor ama bunun yan etkileri turisti otelde bırakıyor. Kişinin yiyeceği içeceği her şey otelde; ucuz turist 399 euro'ya bir-iki hafta tatil yapabiliyor. Ülkesinde kalsa çok daha fazla harcar ve bu konforu da bulamaz.Yani biz değerlerimizi ucuza satarak aslında boş yere kaynak transferi yapıyoruz.
Bunun önlenmesi için çaba harcanıyor mu?
Her şey dahili kaldırmak için bir şey yapılmıyor. Aksine yeni yöntemler geliştiriliyor. Antalya'da ultra lüks her şey dahiller yapılıyor, şampanya bile veriliyor. Ultra lüks her şey dahil dediğinizde fiyatta artıyor ama Türkiye'nin tanıtımına bir katkı sağlamıyor.
Turizime yatırım yapılıyor mu? Turizme çok yatırım yapılıyor. Son beş yılın tu-rizm yatırımları 11 milyar YTL'yi bulmuştur. Bu son beş yılın teşvikli yatırımının yüzde onundan fazlasının turizm sektörüne verilmiş olması anlamına geliyor. Tarımın, enerjinin, maliyetçiliğin toplamından daha fazla. Turizm Türkiye'nin rekabet gücü en yüksek sektörü. Bunu da zaten diğer sektördeki oyuncular farkındalar, kaynaklarını yavaş yavaş turizme doğru aktarıyorlar.
Yatırım var, ya planlama o ne durumda? Türkiye'nin de bir makro plan çerçevesinde turizmi planlaması lazım. Kişilere bıraktığı zaman birbiriyle rekabet içinde didişen yatırımlar doğuyor. Farklılık olmuyor. Kimse kültür yada tarih turizmine yeterince yatırım yapmıyor. Sektörün çok daha iyi yönlendirilmesi lazım. Turizm Bakanlığı 2023 Turizm Stratejisi diye bir planlama yaptı. Ama şimdi ormanların turizme tahsis edilmemesi durumu tamamen o stratejiyi kilitledi.
Kültür turizmi için ne düşünüyorsunuz? Kültür turizmi için benim bir önerim oldu. Bu kadar tarihimiz var. Koruyoruz güya. Kimseye el sürdürmüyoruz ama sürmek isteyen sürüyor, alıyor götürüyor ya da doğal şartlar onları yok ediyor. Ancak bu bölgeler yatırımcılara verilirse yada bölge yakınına restoran, otel, dükkan yapma imkanı sağlanırsa yağma ve yıpranmanın önüne geçilebilir. O alanları parlatıp düzenlemek, orada arkeolojik kazı yaptırıp ortaya çıkarıp güzel, sergilenebilir hale getirmek isteyecek bir sürü yatırımcı olacaktır. Bunlara açın. Bir şeyi çalacaklarından mı korkuyorsunuz, başlarına dikin profesörleri, ceza koyun. Zaten o kendi haline bıraktığınızda telef oluyor. Orası bir çekim alanı haline gelsin, açık müze haline gelsin. Şimdi gidi-yorsunuz tarihi eserler pisliğin içerisinde.
Yerli turisti gözardı eden marka olamaz
İç pazar ve yerli turist için ne düşünüyorsunuz? Kendi vatandaşımıza. Türkiye'de tatil kavramı yoktu. Gittikçe çalışan insanlar topluluğu oldukça tatil bir ihtiyaç haline geldi. Türk turizminde de yeni yatak kapasiteleri devreye girdi. Bu arada krizler geldi. Bu indi çıktılar da Türk turizminin gelişmesine çok katkıda bulundu. Türk turizmi yurt dışıyla çalışmaya alışmış, kontratlar yapmış. Boşluklar yaşamaya başladı. Bu boşlukları gelişen Türk turizmiyle doldurmaya başladık. Bizim %15-20 iç piyasa payımız var. Onu tutmak zorundayız.
Sivil havacılığın gelişmesi yerli turist akışını arttırdı mı?
Tabii ki... Bakın daha düne kadar sadece THY vardı ve bilet fiyatları son derece astronomikti. Antalya'ya 500 milyona uçuyorduk. Bu gün ise artık pek çok sivil havacılık firması var ve fiyatlar aşağıya çekildi. THY bile fiyatlarını düşürmek zorunda kaldı. Şimdi 150-200 milyona uçuluyor. Böylece mesafeler kısaldı, bu bizim açımızdan büyük avantaj.
Yerli turist ikinci sınıf mı? Aksine markalaşma çabası içerisindeyseniz yerli turisti göz ardı edemezsiniz. Marka olmak istiyen tesisler daha çok iç piyasada tutunmak için çaba harcıyor. Alanya'da, Antalya'da öyle tesisler var ki tıka basa yabancı turistle dolu olmalarına rağmen adlarını kimse bilmiyor. O zaten onların pazarlama stratejisi. İç turizm için hiçbir anlaşma yapmamışlar. Di ğer yandan iç turizme enem vermek zorundasınız çünkü iç turizm geliştikçe dış turizm daha stabil ve krizlere karşı daha dayanıklı hale gelecek.
Yabancılara sezonluk oda kiralanmasına nasıl bakıyorsunuz? Yabancılara sezonluk oda kiralama olayına olumlu bakıyorum. Çünkü aslında biz otelciler sonuçta günlük kiralamaya çalışıyoruz. Otelcilik dediğiniz oda kiralamak. Yiyecek, içecek, animasyon etkinlikleri odaları çekici kılmak için. Dolayısıyla odaların uzun süreli kiralanmaları kötü bir şey değil, aksine kiranın garantisi.
17 milyar için debeleniyoruz
Türkiye hak ettiği turizim gelirini elde ediyor mu? Tabii ki hayır... Türkiye'nin turizme yönelik bütün değerleri, genç insanı, doğası, tarihi, dinlerin ortasında olması, kayak, termal, bütün bunlar doğru değerlendirilirse Türkiye'nin 50-60 milyar dolar turizmden gelir elde etmesi işten bile değil. 17 milyar dolarlarda, kişi başı 600 dolarda debeleniyoruz. İşte golf turizmi. En az 2-2,5 misli gelir getiren bir turizm. Daha 15 tane golf sahamız var. Turizmin çeşitlendirilmesi, golf turizmi, kültür turizmi, inanç turizmi. Bunların değerlendirilmesi lazım. Bunun için de doğru bir makro planlama ve doğru bir teşvik sistemi gerekir. Yoksa kendi haline bıraktığınız zaman herkes gidiyor Antalya'da sahilde yatırımını yapıyor. Sonuçta bu bir dal. Dala ne kadar çok kişi binerse, bir yere kadar taşır. Sonunda bindiğimiz dalı kesmek değil kırmak olacak. O zaman yapılması gereken gayet basit alanları çeşitlendirilecek.
İspanya'nın yaptığı hatalar yapılmasın
Turizm konusunda hatamız var mı? Olmaz mı? 15-20 yıl önce İspanya'nın yaptığı hataları yapıyoruz. 50 metrede bir tesis, bir tesisin bittiği yerde bir çit, 3 metre sonra diğer bir tesis. Müziklerin birbirine karıştığı bir tesis enflasyonu. Doğrudan eğriye doğru gitmeye başladık son 15 yılda. Bu sefer ne oluyor. Kötü rekabet ortaya çıkıyor. İyiler kaynıyor. Makro planlama turizmde çok önemli.
Olması gereken ne?
1000 dönüm üzerine 250 dönüm tesis yapmak, geri kalan 750 dönüme örneğin golf sahası yapmak. Biz bunu yapıyoruz; Akdeniz'de bir ilk teşkil edecek bir golf sahası yapıyoruz. 1200 kişinin lüks konforunu birbirini rahatsız etmeden yaşayacağı şekilde planlıyoruz. Butik otellerde, Hiçbir bina diğerine benzemiyor. Herkesin faklı odaları oluyor. Biz küçük araziler içine sıkıştığımızdan dolayı yüksek binalar yapıyoruz. Ama adam zaten yüksek binalardan geliyor. Sen neden onu 15 katlı binaya sıkıştırıyorsun. Doğaya aç sen bunu. projelere ihtiyaç var.
Olumsuz haberler turizimi nasıl etkiliyor?
Dünyada o kadar çok şey oluyor ki, gündem devamlı değişiyor. Ne kadar az negatif olaylarla gündeme gelirsek o kadar iyi. Örneğin deprem haberleri, sıkça çıkarsa tabii ki bir etkisi olacaktır. Ama bunu gündemde tutmazsak, abartmazsak daha az etkileniriz. Ancak zaman zaman görüyoruz ki basın bazı konları çok büyütüyor. Yurtdışında ise bu konular daha da büyüyor.
|