|
SETBİR Başkanı Erdal Bahçıvan artık gelenekselleşen Ekonomi Buluşmaları'nın bu haftaki konuğuydu. Bahçıvan ile et ve süt ürünleri ile tarım sektörü üzerine keyifli bir sohbet yaptık

Türkiye'de tarım konusu son zamanlarda tekrar gündeme oturdu ve gördüğümüz kadarıyla SETBİR bu anlamda önemli bir sivil toplum kuruluşu. Bizlere biraz SETBİR'den bahseder misiniz?
SETBİR tarım sanayicileri yoğunlukluk bir yapılanmadır diyebiliriz. Hammaddemiz neredeyse tamamen tarım ürünleri odaklı. Adından da anlaşılacağı gibi süt ve et ürünleri ağırlıklı üretim yapan sanayiciler. Bu anlamda göreve geldiğimizden beri iki temel hedefimiz var. Birincisi Türkiye'de süt ve et ham maddelerinin miktar ve kalitesini dünyayla rekabet edilebilir düzeylere çekmek. İkincisi verimliliği ve pazarlarımızı arttırabilmek.
Türkiye pazarı sizler için yeterli değil mi? Global ölçek şart mı? Bu zorunluluk nereden ve neden kaynaklanıyor? Türkiye'nin AB sürecine girmiş olması bizlerin hedeflerinin de değişmesini zorunlu kıldı.Artık birtakım ulusal işbirlikleri yapmak şart oldu. Sadece rekabetçi olmanızın yeterli olmadığını gördük. Onları yakından tanımak, ilişki kurmak ve kurallarını da anlamak zorundasınız. Bakın biz bi nedenle Avrupa'daki önemli bir sivil tohlum kuruluşlarına üye olduk. Bunlardan bir tanesi Avrupa Süt Konfederasyonu, bir tanesi Avrupa'daki et mamüllerinin şemsiye kuruluşu olan konfederasyon, bir diğeri de Avrupa'daki daha çok ham et konusunda güçlü olan bir dernek. Bu üç dernekle olan işbirliğimizle de sektörün bu zamana kadar eksik kalan uluslararası arenadaki bir şemsiye örgüte üye olma ihtiyacını karşılamış olduk. Bu süreç ilerleyen zamanlarda bu pazarla daha rahat girmemizi ve etkin olmamızı kolaylaştıracak.
Peki bu sizlerin iç pazarı gözden çıkardığınız anlamına mı geliyor? Tabii ki hayır... Dışarıda tüm bu çalışmaları yaparken içeride de Tarım Bakanlığı'yla oldukça yapıcı ve olumlu bir ilişki oluşturduk. Son 7-8 aydır da bu işbirliğine birtakım canlı ortamları da çekmeyi başardık. Örneğin Diyarbakır'da, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki tarım ve hayvancılığı kalkındırmaya yönelik olarak, devlet ve özel sektör ortak beyin fırtınaları gerçekleştirdik. Başka bir çalışma Tarım Bakanlığı'yla Elele Hayvancılıkta Küresel Vizyon adı altında Türkiye'de özellikle tarım dünyasında ilk defa bu kadar geniş katılımlı ve 5 ülkenin Tarım Bakanı'nın katıldığı, yaklaşık 15-16 değişik konuşmacının katıldığı bir toplantı yaptık. Bunda da yine Türkiye gerçeklerinin dışında, dünya nereye gidiyor, dünya neleri yasaklıyor, neleri planlıyor, gibi soruları Türk kamuoyunda da göz önüne getirdik.
Süt fiyatları neden bu kadar yüksek? Çünkü yeterli sütümüz yok. Türkiye'deki fiyatlarla dünya fiyatlarını karşılaştırdığımız zaman, dünya ile rekabet eden bir ürün alt yapısına düşmemiz gerekiyor. O nedenle sütün fiyatının düşmesi için çalışmalar yapılmalı. Sütümüzü kalitesiyle, hammaddesiyle, fiyatıyla dünya ile rekabet edecek şekilde ayarlamamız gerekiyor.
Yurtdışında nasıl bu kadar ucuz? Süt ürünlerinin gelişmesi biraz sosyal ve ekonomik faktörlerle ilintili. Peynir bunun çok güzel bir örneği. Fransa'da Hollanda'da çeşit çeşit peynir var. Ne yazık ki Türkiye'de ciddi bir peynir çeşidini koruyamamışız. İnsanlar göçtükçe o kültürlerini de kaybetmişler. Baktığımız zaman hâlâ tüketilen peynirin yüzde 85'i beyaz peynir, yüzde 10'u kaşar, geri kalanını da diğer peynir çeşitleri oluşturuyor. Dünyanın hiçbir yerinde beyaz peynire yüzde 85'lik pay yok. İnsanların seyahat kültürleri arttıkça, sanayiciler de yavaş yavaş yeni peynir çeşitleri üretmeye başlayacaktır.
Devletin tarım ve hayvancılığa verdiği destekleri yeterli buluyor musunuz? Türkiye'de hayvancılığa verilen devlet destekleri bu boyuta hiç gelmemişti. Geçtiğimiz sene hayvancılığa yaklaşık olarak 107 trilyon teşvik verildi. Çeşitlendirilip, özellikle kaliteye, verimliliğe, işini farklı yapana model oluşturma yönünde bir teşvik sistemi oluşturuldu. Doğal yem kullanırsa doğal yeme teşvik var, kaliteli hayvan alırsa, o hayvana teşvik var. Doğru suni tohumlama yaparsa o tohumlamaya teşvik var. Kısacası Türkiye'de hayvancılığa verilen teşvikler geçmiş yıllarla kıyaslandığı zaman önemli ölçüde arttı. Daha ne olmalı dediğiniz zaman mutlaka ki daha çok şey olması lazım ama temel teşvik verimlilik....
Türkiye'de tarıma ilgi son zamanlarda çok yoğun
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa tarıma bu dönemde ilgi artıyor. Çok sevindirici bir gelişme. O yüzden de geçmiş dönemden ziyade şu an tarıma çok büyük bir yatırım var. Belki PR'ları çok büyük olmadığı için duyulmuyor. Ayrıca KOBİ dediğimiz firmalar çoğunlukta. En fazla 3 milyon dolarlık KOBİ dediğimiz firmalar mevcut ülkemizde. Farklı sektörlerde. Faaliyette bulunup şu an ET-SÜT işine girecek olan oldukça fazla gönüllü firmalarımız mevcut. Bu da sektörün önünün ne kadar açık olduğunu gösteriyor. Şu anda işletmelerin bir kısmı açıldı ve birtakım projeler var devam ediyor. Örneğin Saray Halı, SÖKTAŞ, Ethem Sancaktar şu an yatırıma devam ediyorlar. Koç mesela Şanlıurfa'da et besiciliğine dönük olarak yatırıma devam ediyor. Yoğunluk batı bölgelerinde, daha çok Trakya'da yatırımlar giderek artıyor. Ege Bölgesi son dönemde atakta.
|