Erkam AlışverişErkam Alışveriş
 
 
 
 
21 Kasım 2008, Cuma
 
Sabah'ın Doğan Grubu'na satışına izin vermeyiz Yazdır E-posta
16 Nisan 2007 04:35, Pazartesi

Rekabet Kurumu Başkanı Mustafa Parlak, TMSF'nin el koyduğu Sabah gazetesinin Doğan Grubu tarafından alınmasına, tekel oluşturması durumunda izin vermeyeceklerini söyledi.

Rekabet Kurumu, ülkemizin en genç kuruluşlarından. Yeni idari ve mali özellikli kuruluşlar içerisinde ise SPK'dan sonra en eski olanlardan biri. Rekabet Kanunu 1994'te çıktı ama Rekabet Kurumu 1997'de kuruldu. Ekonomi Buluşmaları'na konuk olan Rekabet Kurumu Başkanı Mustafa Parlak, kurumun görev ve amaçlarından, rekabetle ilgili yanlış anlaşılmalara, özelleştirmeler ve Pazar hakimiyeti denetimine kadar geniş bir yelpazede bilgiler verdi.

 

 

Rekabet Kurumu 10 yaşında. Peki 10 yılda neler değişti, neler yapıldı? Rekabet Kurumu, birinci olarak cezalar, ikinci olarak da özelleştirmelere müdahil olmasıyla kamu oyunda bilinir ama bunlar rekabet kurumunu sevimsiz gösterebiliyor. Fakat bunlar amaç değil bizim için bir araçtır. Tabii rekabet kendiliğinden oluşan da bir süreç değildir, rekabetin oluşabilmesi için de bir takım düzenlemelere ihtiyaç vardır.

 

HERŞEY TÜKETİCİ İÇİN Asıl amaç nihai tüketici mi? Tabii bütün bunlar tüketici için. Tüketicinin alım gücünün artmasına vesile oluyor, farklı seçeneklerin oluşmasına vesile oluyor. Rekabetin diğer kuralları da uygulandığı zaman teşebbüslerin piyasaya giriş engellerinin kaldırılması sağlanmış olunuyor. Sonuçta toplumsal yapıya olumlu sonuçlar katıyor. Somut örnek verecek olursak, biz rekabet izallerine müdahale ediyoruz. Yani teşebbüsler bir araya gelerek bir fiyat belirliyorlarsa veya birlikte pazarı bölüşüyorlarsa veya bazı koşullar dikte ediliyorsa bunlara müdahale ediyoruz. Bunların sayısız örnekleri vardır. Mesela 130 un üzerinde soruşturma açılmıştır. Bunlar hem şikayet üzerine yapılabiliyor, hem de bireysel müdahale etme hakkımız var.

 

 

HAVACILIK EN GÜZEL ÖRNEK Rekabeti sağlamak için kurallar yeterli mi? Önemli olan sağlıklı bir piyasa oluşturmaktır. Rekabet engeli olmamalı. Yani rakip teşebbüsler fiyat belirliyorsa, piyasayı bölüşüyorlarsa, ne reklam yapalım, ne de uğraşalım mantığını yok etmektir. Belki kolay kar elde etmenin yoludur, rekabeti ihlal etmek ama nihai olarak rekabet, maliyet düşüşü ve kalite sağladığından tüketicilerin de daha çok talebine mazhar olacağından, pazarlar büyümektedir. Mesela, önceden sadece THY vardı ama daha sonra sivil uçuşlara da izin verildi. THY'nin taşıdığı yolcu sayısı azaldı sanılıyor, ama beş milyondan yedi milyona yükseldi.

 

 

Bazı kurumların özelleştirilmesine izin vermediniz. Sebebi nedir? Mesela İstanbul Gübre Sanayii'nin özelleştirilmesine izin vermedik. Çünkü onu alan teşebbüs Türkiye'de tekel konumuna gelecekti. Gaziantep Çimento'yu vermedik çünkü çimento sektörü bölgesel olduğu için o bölgede hakim duruma geçiyordu.

 

TEKEL OLACAKSA İZİN YOK Telekom'da da tekel olma durumu yok mu? Müteşebbis hakim durumda olabilir ama bu hakim durumunu rekabet üzerinde olumsuz anlamda kullanacak diye de bir durum söz konusu değildir. Önemli pazarlara giriş engelinin olup olmamasıdır. Mersin limanının yanına bir liman daha yapabilir misiniz? Buna fiziki koşullar müsaade etmez. Telekom altyapısını birisi aldı. Telekom altyapısını kurmak mümkün müdür?

 

 

Nasıl mümkün değil? Ekonomik olarak mümkün değil. Eğer bunun bölünme imkanı yoksa bunun tekel olarak verilmesi mümkün. Giriş engeli olmayan yerlerde hakim durumda olsa bile mühim değil. Giriş engeli olan teşebbüslerde, hakim değerlendirilmesi çok mühim. Tabi rekabeti etkilediği için ama yasak olan şudur: birleşerek hakim duruma gelmek. Konukoğlu, Gaziantep Çimentoyu aldı, biz izin vermedik, Adıyaman Çimento'yu aldı. Daha sonra gitti Karaman'da daha büyük bir fabrika kuruyor. Aynı bölgede. Fabrika alması bizde yasak ama fabrika kurması yasak değil. Neden yasak değil? Çünkü kendi dinamizmiyle o büyüyor. Büyümenin de önünde engel olunmamalıdır. Burada rekabeti artırır, çünkü pazar payına daha da çok ortak olmak istiyor. Yoksa oradaki rekabet edecek unsurları topluyorsanız eğer bu yasak. Rekabet edici unsurlar duruyor da siz büyüyorsanız, tabi kural içinde büyüyeceksiniz bu gayet doğal.

 

DOĞAN'A TEKELLEŞME İZNİ YOK Basında 2 büyük firma var. Biri Ciner, diğeri Doğan grubu. Ciner'in tamamını ya da bir bölümünü Doğan Grubu satın alabilir mi? Büyük ölçüde hakimiyet oluşturuyorsa, tekel oluşturuyorsa ona izin vermeyiz.

 

 

Sanko, Gaziantep Çimento'yu alırsa, izin vermem diyorsunuz. Ciner grubunun, Doğan grubunun kriterleri ortada. Bunları sizin kriterlerinizle örtüştürdüğünüzde uyuyor mu uymuyor mu? Uymuyorsa izin vermeyiz.

 

Net bir cevap alamayacağız galiba? İlk bakışta bir kanaatim olabilir ama bir veriye dayanmadığı zaman afaki kalır.

 

Yabancı bankalar geliyor. Bu konudaki görüşünüz? Rekabet hukuku açısından sermayenin yerli olup olmadığına, kamunun veya özelin olduğuna bakılmaz. Bu birleşme sonrasında bir tekelleşme, bir kartelleşme, rekabeti etkileyecek bir şey ortaya çıkar mı, bu devir esnasında yapılan anlaşmalarda rekabete aykırı bir şey var mı veya diğer bankalarla koordinasyona yol açacak hükümler var mı ona bakıyoruz. .

 

Şu anda gündeminizde neler var? Birleşme, devralmalar var. Sabah, Petkim. Bizde süreç, biraz farklıdır. Özelleştirme idaresi satışla ilgili şartnameyi imzalamadan nasıl bir satış düşündüğünü bize bildirir. Biz ona bir görüş hazırlarız.

 

 

 

Devletin teşviği rekabeti bozabilir

 

Devlet teşvikleri şikayet konusu oluyor. Rekabeti engelliyor mu? Devletin yaptığı her türlü teşvik, destek, muafiyet, yardım aslında rekabeti bozduğu ölçüde yanlıştır. Yalnız Türkiye'de bu mevzuat henüz kabul edilmedi. Rekabet başlığı altında Avrupa Birliği'ne giren 35 başlıktan bir tanesidir ve bu rekabetin altında da iki şey var: Birisi anti-tröst kuralları (bizim şu anda sorumlu olduğumuz), diğeri de devlet yardımları. Devlet yardımlarıyla ilgili düzenlemeyi devlet yapmadığı için bu konuda da müzakereyi geçemedi. Yoksa bizim anti-tröst konusunda geldiğimiz noktada, bir hafta önce Münih'te de Avrupa Birliği'nin rekabetten sorumlu üyesi Neeli Kroes ile de görüştüm. Bakan hanımefendi, "Sizin bu konuda başarılı olduğunuzu, bu konuda yeterli olduğunuzu biliyoruz. Bu başlığı da kapatmak istiyoruz ama burda en önemli problem devlet yardımları" dedi.

 

AB ülkelerinde nasıl yapılıyor? Avrupa birliğine üye olan ülkelerde devlet yardımlarını komisyon belirli-yor. Diyelim ki Fransa, Almanya, İtalya devletlerinin yapmış oldukları yardımlar, bunlar her türlü teşvik, muafiyetler, istisnaları komisyon denetliyor. Rekabeti bozduğu takdirde izin verilmiyor. Üye olduktan sonra da Türkiye'deki yardımlar da bu komisyon tarafından izlenecek. Geri kalmış ülkelerde yapılacak yardımlar, devletin yapmış olduğu yardımlar, istisna tutulabiliyor. Diyelim ki, geri kalmış sektörlere yapılan yardımlar, geliştirilmesi istenen tarıma, balıkçılığa veya hayvancılığa, onlar istisna olabiliyor.

 

 

Sadece benim malımı sat diyemez

 

Rekabet Kurumu verdiği cezalardan, özelleştirmelere yaptığı müdahalelerden biliniyor. Pazarın rekabetçi bir yapıda oluşması için yaptığı çalışmalar neler?

 

Piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin pazar payları belli bir oranın üzerindeyse bunlara münhasır anlaşma yapma imkanı tanımıyoruz. Bu ne demektir, diyelim ki bira pazarında bize böyle bir şey gelmiştir. Bira pazarında 2 tane büyük teşebbüs var. Bunların dağıtım noktalarıyla yaptığı anlaşmalarla küçük teşebbüslerin pazara girmesi imkansızlaştı. 'Benim biramdan başka bira satmayacaksın' dediler. Bu tekeldir. Biz orada bi iki firmanın bu dağıtım noktalarıyla yaptıkları anlaşmaları, münhasırlık yetkilerini kaldırdık. Şimdi de kola, rakı sektörü incelemede. Şimdi tek tek incelemeyi bıraktık, yeni bir tüzük çıkarıyoruz. Pazar payı yüzde 30-40'ın üzerinde olan hiçbir teşebbüs hiçbir nokta ile münhasır anlaşma yapamayacak.

Sözlü devam ederse, nasıl engel olacaksınız? Engelleriz. Münhasır anlaşma yapmadığı gibi o sözleşmedeki hükümler münhasırlaşmayacak. Münhasır uygulama olamayacak. Uygulamaya da bakıyoruz.

 

ÇOK MARKALILIĞI GETİRDİK Mesela Coca Cola satıyor sadece. Canım istemedi Pepsi almadım diyor. Hakkı yok mu? Var. Biz zorunluluk getirmiyoruz. Yükümlülüğü kaldırıyoruz. Sadece şunu satacağım diyenin özgürlüğüne müdahale etmiyoruz. Ama yukarıdan bir büyük gidip de sadece onu satacaksın diyorsa ona müdahale ediyoruz. Çok markalılığı getirdik. Volkswagen showroomuysanız, yeriniz müsaitse bir bölümünde BMW satabileceksiniz. Satışla servisin birlikte olma zorunluluğunu kaldırdık. Distribütör satış yetkisi verirken servisi de yap zorunluluğu getiremeyecek. Tüketicinin bilgilendirilmesi halinde orjinal parça yerine yedek parça kullanma imkanı getirdik. Bayilerin bir başka yerde satış noktası açma imkanını getirdik. Bu, markalararası olan rekabeti marka içine de taşıyacak. Bizim getirdiğimiz kural değil, anlaşmalarla getirilen engellerin kaldırılması.

 

 

 

 

 

Bakkal amca sahipsiz

 

Çimento örneğinde hakim konuma geçmek için fabrika satın alamayacağını ama fabrika kurabileceğini söylediniz. Marketler de sokak aralarına kadar girdi. Geldiği mahallenin bakkalını kasabını kapattırıyor...

 

Onun kapanması ondan değil. Rekabetin önüne geçemezsiniz. O rekabetçi fiyatlarla satış yapıyor. Küçük bakkal manav rekabetçi fiyatlarla satış yapamıyor. Küçük olan pazardaki rekabete dayanamıyorsa yok olacaktır. Onu zorla koruyamazsınız. Biz kısıtlamalara karşıyız. Bizim maksadımız kimsenin menfaatini korumak değildir. Bizim amacımız rekabeti korumaktır.Türkiye'de trend büyük marketlere doğru gidiyor, perakende satış payı büyük marketlere doğru kayıyor. Bakkallar tedarikte bir araya gelebilirler. Birleşir, birlikte alım yaparlar. Rekabet etkin çalışmayı zorunlu kılacaktır. Perakende Satıcılar Birliği'nin başkanı var Ankara'da. 200 kişiyi yirmişer otuzar market olarak 200 kişiyi biraraya getirip 2000 marketlik zincir oluşturuyor. Bu tıpkı Almanya'da metronun doğuşu gibi. Korumacı tedbirlerle ne ekonomiyi geliştirebilirsiniz ne sektörü geliştirebilirsiniz. Bakkallar nasıl yaşayacak bulundukları kenar mahallelerde, ,ihtisaslaşarak yaşayabilirler. İhtisas bakkalları varsa yaşar. Mesela peynirciyse ya da süt ürünleri satıyorsa. Belli alanlarda ihtisaslaşacak ve farklılaşacak. Dedelerimizden kalan yöntemlerle onları marketlerin önünde yaşatmak mümkün değil.

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ

 
MEDYA PAZARI © 2002 - 2008 Tüm Hakları Saklıdır.
Tel: 0212 671 0700 | Fax: 0212 671 0717      iletisim@medyapazari.com