|
Milliyet'in Washington muhabiri Yasemin Çongar, ABD'nin nabzını tutuyor: ABD'ye göre Rusya'nın etki alanına girmiş askerler var
Radikal'den Neşe Düzel, Pazartesi konuşmalarında bu defa Milliyet'in Washington muhabiri Yasemin Çongar ile görüştü. Yasemin Çongar'ın Amerika'nın Türkiye, TSK okuması ve yaşanan gerilimler üzerine geliştirdiği tepkiler üzerine ilginç tesbitleri var. Onları notlar halinde sizlerle paylaşmak istiyorum:
Amerikalılar, şimdi darbe hakkında ne düşünüyor? Bir darbeyi destekleyecekler mi sizce?
Bence desteklemeyecekler. Amerika'nın darbeyi desteklememesi, bir darbeyi özendirmeyeceği, teşvik etmeyeceği ve bir darbe olabileceği izenimini aldığında da 'darbe olmasın' yönünde bir mesaj vereceği anlamına geliyor. Yoksa darbe olduktan sonra Amerika hiçbir şekilde Türkiye'yle ilişkileri kesmeyi göze alamaz. Hükümette asker de olsa, sevmediği bir milliyetçi parti de olsa, sonuçta onunla işbirliği yapmanın yolunu aramak zorunda Amerika. Ayrıca Amerika'nın Türk Silahlı Kuvvetleri'yle hâlâ çok yakın ve önemli ilişkileri var. Bu ilişkileri bozmak istemezler.
Son dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri'nden gelen birçok mesaj TSK'nın özellikle AB karşıtı olduğu yönünde bir izlenim yarattı Washington'da.
Sürecin devamının birinci koşulunun da askerin siyasete karışmaması, demokrasinin sürmesi, bir darbenin yapılmaması olduğunu biliyorlar. Darbe olursa Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin kesileceğinin ve süreci bir daha başlatmanın çok zor olacağının herkes farkında.
Amerika, kendi onayı olmadan Türk ordusunun darbe yapabileceğine dair bir endişe taşıyor mu?
Taşıyor. Bu ihtimali her zaman göz önünde tutuyor. Kendi kontrolü dışında bir gelişme olabilir diye endişeleniyor. Zaten kafalarında 'Ordu darbe yapmayı istiyor mu? Türk ordusu bu aşamadan sonra darbe yapar mı?' sorusu hep var. Bu soruları Türkiye'den gelen herkese soruyorlar.
Amerika'nın TSK'yla en üst düzeyde çok yakın ilişkileri var. Biz Türkiye'de 'Acaba son muhtıra emir-komuta zinciri içinde mi oldu, bu muhtıra alt rütbeli subayların üste dayatması mıydı' diye tartışıyoruz. .... askerin muhtırası Amerikalılara sürpriz oldu. Böyle bir şeyi beklemiyorlardı. Muhtıra açıkça bir darbe tehdidini içeriyor.
Amerika, AKP'nin politikasıyla ilgili gizli endişe taşımıyor mu?
Hayır. AKP Türkiye'yi Ortadoğu'ya savurttu, AB'den uzaklaştırdı diye hiç düşünmüyorlar. AKP hükümetini Batı'ya en yakın, çalışmaya en müsait hükümet ve parti olarak görüyorlar. Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice daha yeni Senato'da bir soruya, 'Türkiye'nin son birkaç yılda Avrupa normlarından uzaklaştığını kesinlikle söyleyemeyiz. İslami kökenli bir parti Türkiye'yi Avrupa'ya entegre etmek için her şeyi yapıyor.
Washington, AKP'nin Ortadoğu'daki dinci güçlerle işbirliği yapacağına dair korkulara sahip mi?
Hayır. Batı'yı bırakıp Ortadoğu'daki dinci güçlerle ittifak yapacak diye bir şey yok. Ama Hamas olayı yaşandı.
Bu olay, ilişkilerde bir yılı etkiledi. Çok kızdılar. Amerikan yönetiminde son derece etkili bir yetkili bana, 'Bu 'Hamas görüşmesi bizim için 1 Mart tezkeresiyle eşdeğerdir' dedi.
Richard Hallbrook'tan daha yeni İran'la ilgili uyarı geldi. 'Kulağımıza, Türkiye-İran diyaloğunun bir ortak planlamaya dönüştüğü geliyor. Eğer Türkiye ile İran ortak planlama yapıyorsa, bu NATO'nun altını oyar' dedi. Yani bir NATO müttefiki bunu yapamaz' dedi. Bu, Ankara'yla Tahran'ın bir nükleer pazarlık içinde olduğu dedikodularına karşı bir uyarıdır. Bence kesinlikle böyle bir şey yok ama bu laflar dolaştırılıyor ve Türkiye sert tepki görüyor.
Muhtıraya karşı Amerika pek bir tepki göstermedi ilk başta. Daha sonra biraz daha sert açıklamalar yaptı. Böylece AKP'nin Ortadoğu politikasını mı cezalandırmaya çalıştılar yoksa gizlice orduyu mu destekliyorlar?
İkisi de değil. Önlerini göremediler. Belki hükümet istifa edecekti ya da muhtıranın hemen arkasından bir askeri girişim daha olacaktı, ne olacağını göremediler. Oysa Türkiye'de demokratlar muhtıraya karşı ses çıkardılar. Mitinglerdeki görüntüye ek olarak TSK, Türk halkının genelinden destek alan bir girişim daha yapmış olsaydı, Amerika buna karşı duramazdı. Ayrıca Amerika, hükümetin açıklamasını da öngöremedi. Türkiye'de bugüne dek hiçbir hükümet 'Genelkurmay başbakana bağlıdır. Biz bu açıklamayı kabul etmiyoruz' dememişti. Ayrıca Amerika AB'nin kararlılıkla karşı çıkacağını da göremedi. İngiltere Başbakanı Blair'in darbe karşıtı açıklaması Amerika'da çok ciddiye alındı. Zaten bütün bunlar olduğunda Amerika ofsaytta kalmış bir ülke durumundaydı. Türkiye'deki demokratik sesin gücünü ve son dönemdeki demokratikleşmenin düzeyini kavramadığı ortadaydı. Sonuçta yanlış yaptıklarını anladılar.
Türkiye AB üyesi olursa, .... Dış politikası Batı'yla çok daha birbirine oturacak. Türkiye'nin AB üyeliği, Ortadoğu'ya ve Müslüman ülkelere vereceği mesaj açısından çok önemli.
Peki Türk ordusu Amerika'nın karşı çıkmasına rağmen darbe yaparsa bunun sonuçları ne olur?
Bu biraz Türkiye'deki tepkiye bağlı. Diyelim ki seçilmiş hükümeti askeri müdahaleyle görevden uzaklaştıran bir ortam oldu, Amerika bunu tasvip etmez. Ama ambargo da uygulamaz. Açıklama yapar, demokrasiye dönüşü teşvik eder. Zaten öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, Türkiye en büyük darbeyi ekonomik olarak görür. Yatırımcı kaçar. Amerika, Türkiye'de darbeyi gerektiren bir durum olmadığını, bir şeriat riski bulunmadığını, laikliğin tehlikede olmadığını düşünüyor.
Rusya sempatisi Amerika'yı rahatsız ediyor ancak Türk ordusu, bütün askeri stratejilerini, eğitimini, silah varlığını büyük ölçüde Batı'ya bağlamış bir NATO ordusu sonuçta. Türkiye, dünyadan kopuk, Rusya'nın kanadı altında bir otoriter rejim olarak yaşabilir mi? Yaşayamaz. Ama şu var. Putin'in konuşmasının TSK'nın internet sitesinde yayımlanmasını Amerikalılar kendilerine bir mesaj olarak yorumladılar.
TSK'nın içinde Rusya'nın antidemokratik otoriter rejimine bir sempati var. Bu tedirgin edici bir şey Amerika açısından. Ordunun içinde Amerika karşıtı, Rusya'ya sempati duyan ve başka alternatifler arayan sesler artarak çıkıyor. Ama TSK'nın içinde, AB yanlısı ve Amerika'yla ilişkileri çok iyi götürmek isteyen muhtemelen sayıları çoğunlukta olan önemli etkin subaylar da var.
Rusya'nın Türkiye'deki gelişmeleri nasıl izlediğine dair Amerikalılar bir şey söylüyor mu?
Söylüyorlar. Türkiye'de Rusya'nın etki alanına girmiş asker ve sivil kafalar var diye düşünüyorlar.
Peki herhangi bir darbeden sonra Türkiye'nin, Rusya'yla yakınlaşabileceğine, onunla ittifaka ve onunki gibi bir otoriter sisteme savrulacağına dair Amerikalıların bir endişesi yok mu ?
Türkiye'de bir darbenin, küreselleşmenin sonucu olan ekonomik süreçlerle çok ciddi cezalandırılacağını düşünüyorlar. Çünkü öyle bir Türkiye bugünün dünyasında ayakta duramaz ve onu öyle bir krizden de Rusya kurtarmaz. Gene IMF kurtarır. Sonuçta bu ekonomik cezalandırmanın Türkiye'yi Batı sistemine ve Amerika'ya geri döndüreceğini görüyorlar. Yani Türkiye'deki demokrasinin en büyük güvencesini ekonomide görüyorlar. Rusya'yla ittifak özlemleri yok mu? Var. Batı karşıtı, Rusya yanlısı özlemleri dile getirmiş önemli üst rütbeli subaylar var. Ama günün sonunda kararı, Rusya'yla ittifak özlemindeki üst düzey subayların vermeyeceğini düşünüyorlar.
Türkiye'nin bir darbeyle Batı'dan kopmasının, dünyanın siyasi dengelerini nasıl etkileyeceğini Amerikalılar kendi aralarında tartışıyorlar mı?
Tartışıyorlar. Mesela en çok şu beş soru soruluyor. Birincisi, 'Mitinglerden AKP bir mesaj alacak mı? diye soruyorlar. .... Böylece AKP'nin kimliğinin sadece dindar bir kimlik olmaması, darbenin gerekçesi yapılabilecek bir dinamiği ortadan kaldırabilir' diyorlar.
İkinci olarak 'Mitinglerde verilen mesaj ne?' diye soruyorlar. Amerika Türkiye'de iki yıldır kabaran milliyetçilikten çok rahatsız. 'Bu mitingler milliyetçi oylara dönüşecek mi? Milliyetçi partilerin gücü artacak mı? MHP, CHP seçmene ne tür mesajlarla gidecekler? Amerika ve AB karşıtı, içe kapanmacı, koyu dar bir milliyetçilik mesajı mı verecekler? Bununla oy alacaklar mı?' diyorlar.
Sordukları üçüncü soru ne?
'Seçim süreci demokratik işleyecek mi? Mesajlarla, muhtıralarla bir müdahale olacak mı? Seçimden hemen önce AKP'yi kapatma davası açtırılacak mı? Genel seçimin ve cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçları saygı görecek mi? Türkiye AB yoluna devam edecek mi?' diye soruyorlar. Bütün bunlardan, sürecin normal işleyeceğinden, askerin müdahale etmeyeceğinden emin değiller. 'Bir süreç başladı. 27 Nisan bir atımlık barut gibi değil. Sonuçları olan bir süreç bu. Bu süreç nereye varacak? Bu sürecin devamı gelecek mi? Bu süreçte K. Irak ve PKK nasıl bir rol oynayacak?
Milliyetçi mesajları ve partileri güçlendirmek, AKP'yi zor durumda bırakmak için mi kullanılacak?' diyorlar. Amerika bu soruların cevabını net veremiyor ve belirsizlikten endişe ediyor. Bir başka soru da muhtıranın emir komuta zincirinde yapılıp yapılmadığı konusunda soruluyor.
Ne düşünüyorlar peki?
Bizim tartıştığımız gibi onlar da 'Bu muhtıra bazı belli rütbedekilerin ve genç subayların inisiyatifiydi de Büyükanıt bunu sahiplenmek zorunda mı kaldı' diye soruyorlar. Bu soru ortada dururken, TSK Amerika'yı şaşırtan muhtıra adımını atmışken ve henüz geri adım atmamışken, Amerika, muhtıranın devamının gelebileceğinin endişesinde. 'Emir-komuta
zinciri altında olmayan yeni bir askeri girişim olur mu?' kaygısında.
21 Mayıs Radikal
|