KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum kesiminde gelecek ay yapılacak seçimler sonrası başlatılacak uluslararası girişimin çözüm yolunda son şans olarak görüldüğünü söyledi.
Zaman'a özel bir mülakat veren Talat, "Bu şansı değerlendirmek için herkesin aklını başına toplasın." dedi. Rum seçimlerini kimin kazanacağının belli olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, KKTC'nin dışa açılım adımlarının da artarak süreceğini kaydetti. Talat, bu çerçevede İngiltere'deki doğrudan uçuş davasını kazanmayı beklediklerini dile getirdi. Davanın kazanılması halinde İngiltere'yi diğer ülkelerin takip edeceğini belirtti. Ankara'ya düzenlediği son ziyaretteki temaslarından duyduğu memnuniyeti aktaran KKTC lideri, Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt'la görüşmesinin ardından adada geçmişte askerle yaşanan sorunların artık yaşanmayacağının işaretini verdi. Talat, Kosova'nın bağımsızlığının etkilerinden Tayvanlaşma sürecine ve AİHM'deki davalara kadar Kıbrıs'la ilgili soruları şöyle cevaplandırdı:
BM dahil tüm taraflar Kıbrıs sorununun çözüm sürecinin devamı için Rum kesiminde yapılacak seçimleri bekliyor. Seçimler ne getirecek?
Seçimler oldukça önemli. Yeni lider belirlenecek. Bu liderin vizyonu ne olacak seçimlerden sonra belli olur. Tabii kimin seçileceğine bağlı olarak aşağı yukarı tahmin edilebiliyor vizyonlar; ama her halükarda seçimi beklemek zorundayız.
Kim seçilirse daha iyi olur gibi yorumlardan kaçınıyorum, çünkü Rum seçimlerine müdahale ettiğim iddiasıyla suçlanıyorum. Tabii ki kimin kazanacağı önemli.
Aradan çok zaman geçtiği için dünya, Kıbrıs sorununda artık bir çözüm noktasına gelindiğine inanıyor. Güneydeki seçimlerden sonra 5 yıl, kuzeyde birkaç yıl, Yunanistan ve Türkiye'de üç-dört yıl seçim olmayacağı düşünülerek, dünya girişim yapmayı planlıyor.
Diplomatlar, bu girişimin sonucunda artık doyuma ulaşmış 'Kıbrıs sorununda acaba çözüm için başka yollar var mı?' arayışına sürükleyecek insanları. Çünkü şimdiye kadar ilkeler belliydi. BM, bunu tarif etmişti: İki kesimli iki bölgeli siyasal eşitliğe dayalı yeni bir ortaklık devleti gibi çeşitli parametreler ortaya konmuştu. Şimdi başka şeyler mi düşünülecek onu bilemiyorum.
Seçimi kimin kazanacağı belli değil
Sizce seçimi Papadopulos mu Hristofyas mı kazanacak?
Rum tarafında sonucun ne olacağı hiç belli olmaz. Birinci turda Papadopulos'un önde olduğu görülüyor; ancak bu değişebilir. Değişmese bile ikinci turda ne olacağı belli değil. Rum seçim tarihinde buna benzer şeyler görüldü. Örneğin Klerides son seçimlerde rakibinden 3-4 puan aşağı oy aldı. Ama ikinci turda onu geçti. Çünkü güneyde ittifaklar politikası çok yaygın. Partiler ittifaklara girince sonuç değişir. Rum seçmenini ciddi şekilde partiler kontrol ediyor. Rumlar, örgütlü bir toplum. Biraz da tutuculuk ve bağnazlık nedeniyle partilerine çok tutkunlar. Parti kararlarına büyük ölçüde uyarlar.
'Mr. No' konumuna gelen Papadopulos'u seçim öncesi zorda bırakmak için uluslar arası toplumdan bazı adımlar gelebilir mi?
Gördüğüm kadarıyla Batılılar diğer adaylara yatırım yapıyor; ama somut olarak ifade etmiyor. Çünkü böyle bir şeyin o adayın aleyhine olmasından endişe ediyorlar.
Yunanistan'ın bana intikal etmiş bir pozisyonu yok. Ama Atina'nın Papadopulos'un politikasından memnun olduğuna ben inanmıyorum. Çünkü Türkiye ile ilişkilerini zehirleme potansiyeli en yüksek olan konu Kıbrıs.
Kosova'nın bağımsızlığı Kıbrıs'ı Rumların endişe ettiği kadar etkiler mi?
Etkisi olabilir. Çünkü artık son girişimler yapılıyor. Son girişimlerden sonraki tartışma sürecinde nelerin gündeme geleceğini bilemiyorum. Kosova mı gelir başka bir şey mi gelir. Başka bir yol mu bulunur, bilemiyorum... Ama bizim politikamız Kıbrıs sorununun çözümü iki kesimli, iki halkın siyasi eşitliğine dayalı, iki kurucu devletin eşit statüsüne dayalı yeni bir ortaklık devletidir. Dolayısıyla biz BM parametreleri dışında yeni bir politika aramıyoruz. Bu bugün böyle; ama geleceğe kimse ipotek koyamaz.
2008 "Ya çözüm ya taksim yılı olacak'' yorumları yapılıyor. Katılıyor musunuz?
Taksim değil, bölünme demek lazım. Çünkü taksim başka anlamda.
Bu girişim son şans olacak. Burada kastım başka yolların aranacağıdır. Bölünmenin daha kalıcı hale geleceği kesin. Ama bunun tam bir bölünmeye, iki devlete yol açıp açmayacağı birçok unsurla belirlenecek. O yüzden şimdiden bir öngörüde bulunmak mümkün değil. Bu şansın değerlendirilebilmesi için herkesin aklını başına toplaması gerektiğini vurguluyorum.
Çözüm için son şans
BM ve AB de son şans olarak mı görüyor?
Kurumsal pozisyonlarının bu noktaya gelip gelmediğinden emin değilim; ama bunun son şans olduğunu düşünen çok sayıda diplomat olduğunu biliyorum.
AB, doğrudan ticaret tüzüğü konusundaki sözünü 2008'de yerine getirecek mi?
Olmayacağını söylüyorlar. Rum tarafının onayı gerektiği için onlar da geçeceğini düşünmüyor. Rum tarafının AB'yi esir aldığını düşünüyorum.
2008'in ikinci yarısında dönem başkanlığını Fransa üstlenecek. Paris, bu konuda inisiyatif alabilir mi?
Fransa'nın bize olumlu yaklaşımını görmedik. Sadece bir dönem referandumdan hemen sonra Fransız Dışişleri Bakanı, Kıbrıs'ın normal bir devlet gibi AB'ye girmiş olmadığını ifade etmişti. Hepsi o kadar...
Limanları açması konusunda Türkiye'ye tanınan bir 2009 takvimi var. Ticaret tüzüğü gelecek yıl daha sıkışık bir takvim haline dönüşmeyecek mi?
Olabilir; ama bu son tarihtir iddiasını aşırı buluyorum. Türkiye'nin üyeliğini somut bir tarihe bağlasalardı olabilirdi; ama ucu açık.
Limanların açılmaması Türkiye'nin üyeliğini geciktiren bir unsur olarak kullanılabilir mi? Kullanılabilir; ama Türkiye'nin üyeliğini tamamen ortadan kaldıran bir unsur olarak kullanılacağını düşünmüyorum. Bu kimsenin işine gelmez.
Türkiye'nin, ticaret tüzüğü onaylanmadan, limanları açması konusunda adım atmasını da beklemiyorum.
Son yıllarda KKTC, dışa açılım yolunda önemli adımlar attı. Bu adımların 2008'deki seyri nasıl olacak? Sürprizler var mı?
Açılım, artarak devam edecek. Yeni temsilcilikler yolda. Katar, Umman gibi açıkladıklarımız var. Geçtiğimiz günlerde İtalya'da da açıldı. Tamam, bizim temsilciliklerimiz bu ülkelerde temsilcilik olarak açılmıyor. ABD (New York) ve İngiltere'deki temsilciliklerimiz dışındakiler diplomatik olarak daha sınırlı bir statüye sahip ama sonuçta Kıbrıs Türklerini temsil ediyor. Cumhurbaşkanı Talat'ı toplum lideri olarak görüyorlarsa, temsilciliği de o toplum liderinin temsilcisi olarak görüyor. Ona göre muamele ediyor. Rumların öfkesi o yüzden.
İngiltere'deki doğrudan uçuş davasını kazanırsak arkası gelir
İngiltere'nin geçtiğimiz yıl Türkiye ile bir hamlesi oldu. Rumlar kızdı. Londra'dan bu sene özellikle doğrudan uçuşlar konusunda yeni açılım bekliyor musunuz?
Olabilir. Zaten biz İngiliz ulaştırma otoritesini dava ettik. Dolayısıyla hukuki bir inceleme süreci yaşanıyor. Davanın bu sene sonuçlanması lazım. Sonucun olumlu çıkacağını düşünüyorum. Eğer bu davayı kazanırsak arkası gelecektir.
Uçuşlar konusunda bizim için en önemli yollar İngiltere ve Almanya. Çünkü bu ülkelerden turist alıyoruz. Kıbrıslı Türkler var oralarda. Avrupa dışında İsrail de bu kategoriye girebilir. Çok turist geliyor bize. Arap ülkelerinden turist getirmek bakımından Dubai de olur.
İngiltere'deki davayı kazanırsak emsal oluşturacağını düşünüyorum. Çünkü bütün bu ülkeler "uluslararası hukuk engellediği için biz bunu yapamayız" diyorlar.
Tayvanlaşma bizim için çözüm değil
Uluslararası Kriz Grubu, dün açıkladığı Kıbrıs raporunda, 2008'de KKTC'nin Tayvanlaşmasını öngörüyor. Tayvanlaşma ideal olmasa da bir çözüm olabilir mi?
Hayır. Bizim için çözüm değil. Tayvanlaşma siyasi olmayan bir çözümdür. Bunu kabul etmiyoruz. İzolasyonların tamamı kaldırılmalı.
Doğrudan ticaret tüzüğü onaylandığında kısmi olarak bu aşamaya geçilmiş olacak. Fakat Tayvanlaşma bizim için bir opsiyon değil.
Birkaç gün önce AİHM, Rum yönetiminin KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu'nun bir kararıyla ilgili başvurusunu reddetti. Bu komisyonlar hangi aşamada?
AİHM'nin, bizim Taşınmaz Mal Komisyonu'nun Kuzey'de taşınmaz mal bırakan Rumların sorunlarına çare üreten bir mekanizma olarak onaylanacağını düşünüyorum.
Mahkeme, önüne gelecek davalara göre karar verecek. Önüne dava giderse ki gidecek; O zaman değerlendirecek. Bu bizim için çok önemli. Ama bu, bizim çıkardığımız iç hukuk çaresinin mülkiyet sorununu da tek başına çözeceği anlamına gelmiyor. Mülkiyet sorunu ancak bütünlüklü çözümün bir parçası olarak çözülebilir.
AİHM'den lehimize de karar çıkıyor aleyhimize de. Bakın geçen gün, Rum kayıpları konusunda aleyhimize karar çıktı. Bu yeni olay değil. Çok eski. Çok eski yılların birikimi bu. Onun için bu konuda bizim bir ihmalimiz olmadı.
İhmal çok eski. İhmal de değil, konuyla yakından ilgilenmeme. Biz de şimdi Türk kayıplarıyla ilgili süreç başlattık. Epey bir süredir devam ediyor. Güney Kıbrıs'taki hukuku tüketmeye çalışıyor vatandaşlarımız.
Askerlerle kriz dönemi geride kaldı
Geçtiğimiz günlerde Ankara'ya yaptığınız ziyarette Genel kurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'la görüştünüz. Geçmişte adada askerle çeşitli protokol ve bayramlaşma krizleri oldu. Bu dönem kapandı diyebilir miyiz?
Herhalde. Aramızda herhangi bir sorun yok, tam bir mutabakat içindeyiz. Çok iyi bir görüşme oldu. Konuştuğumuz konularda da bir görüş farklılığımız yok. İşbirliği içinde götürmeye devam edeceğiz.
Rumlar, petrol arama meselesini seçimin sonuna erteledi. Türk tarafının bu konuda ne gibi hazırlıkları var? Somut adımlar atacak mısınız?
Petrol meselesinin Rumlar açısından çok işe yarayacağını düşünmüyorum. Sadece gerginlik demektir. Hiç tavsiye etmiyorum. Umarım bu, seçim için yapılmış bir girişim olarak kalır. Umarım vazgeçerler. Kıbrıs sorunu çözülmeden, ne Rum tarafı ne de Türk tarafı bu tür işlere girişmemeli.
Doğal kaynakların her iki halkın da çıkarına kullanılabileceği düşüncesiyle çözümden sonra değerlendirilmesinden yanayız. Ama Rum tarafı girişim yaparsa, Türkiye haklarını koruyacaktır. Biz de koruyacağız. Ayrı ayrı haklarımız var.
Celil Sağır |