|
Türk turizmine 37 yıldır başarı ile hizmet veren İremtur Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Ulubay, “kültürümüze zarar veriyor” dediği 'herşey dahil sistemi'ne karşı tatilcilere önemli uyarılarda bulundu

Ekonomi Buluşmaları'nın bu haftaki konuğu Türkiye'deki tur operatörleri içinde ISO 9001:2000 Kalite Belgesi'ni ilk alanlardan, 37 yıldır Türk turizmine hizmet eden İremtur'un Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Ulubay oldu. Uluğbay'la Türk turizminin doğru bilinen yanlışlarını ve yapılması gerekenleri konuştuk. İremtur'un 2006 yılında yaklaşık 80 bine yakın kişinin tatilini organize ettiğini dile getiren Ulubay, 2007 yılında ise 95 binin üzerindeki kişinin tatilini organize etmeyi planladıklarını söyledi. Özellikle tatile çıkacaklara çok önemli uyarılarda bulunan Ulubay, tatilcilere her şey dahil programı hakkında ilginç uyarılar ve tüyolar verdi.
Türk turizmini kısaca değerlendirirsek 2006 yılı nasıl geçti, 2007 yılı beklentileriniz nelerdir?
Bu yıl turizmde çok güzel bir yıl olacaktır. 2005 yılı rakamlarını geçmeyi hedefliyoruz. Bu yıl, erken rezervasyonda Türkiye satışlarına yoğun ilgi oldu. Olumsuz bir hadise olmadığı taktirde, turizmde iyi bir yıl geçireceğiz"
Peki, turizm politikası hakkında neler söyleyeceksiniz?
Turizm sektöründe, kısa, orta ve uzun vadeli Turizm Politikası'nın oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. İl ve bölge bazında yatırım, mevcut pazarların yanında hedef pazarlarda yapılacak tanıtım ve pazarlama çalışmaları, eğitim gibi konularda hazırlanacak olan projelerin uygulanmasını gerekiyor. Özellikle Antalya'nın otel yatırımına doyduğuna dikkat çekmek istiyorum. Yapılan her bir odanın fiyatları aşağıya çekiyor.
Birçok otelleriniz var, acenteleriniz var. Çalışanlarınız var nasıl bir yönetim şekli uyguluyorsunuz ki bütün bunlara yetişiyorsunuz?
Akraba veya kardeşimi bile otelde, bir işletmede çalıştırmam. Çünkü sistemi bozarlar. Sen ona söylemek istediğini söyleyemezsin. Duygusal davranabilirsin. Profesyonellikte duygusallık yoktur. Benim en önemli prensibim işleri profesyonel kişilere veriyorum... Yani işi delege ediyorum. Yetkiyi veriyorum... Çözülmeyecek bir durum ise beni ararlar.
KÜLTÜRÜMÜZE ZARAR VERİYOR
Türk turizminde animasyon konusunda acaba acemice mi davranıyoruz. Bu konuda yeterli tecrübemiz yok mu?
Bizim otelin animasyon için ödediği yıllık miktar 200 bin Euro. Türkiye'deki animasyondaki aksaklığın en yoğun sebebi Türkiye'de ciddi bir animasyon grubu yok, çoğu ithal. Yurtdışından getirtmek istesek de çalışma izni vb gibi bürokratik durumlardan dolayı en az 6 ay sürüyor. Tabii bu durumda da sezon bitiyor.
Ve geldik işin en can alıcı noktasına... Bu her şey dâhil sistem veya açık büfe olayı konusunda ne diyorsunuz? Turizmci ve tüketici açısından yorumlarsanız neler söyleyebilirsiniz?
Bütün dünya için her şey dâhil yanlış bir sistem. Ama otelci açısından. Acenteler bakımından kıyak. Ama otel ve ülke bakımından her şey dahil yanlıştır. Ben hep buna karşı geldim. Fakat tüketici insanları her şey dahile zorluyor. Biz otelde ne yapıyoruz? Hem her şey dahil var, hem her şey dahil olmayan sistem var. Adam diyor ki ben her şey dahil gelmek istiyorum. İlave para istiyorum her şeyden faydalanacaksa. 110 Euro para istiyorum. 22 Euro ekstradan alıyorum. Hem yarım pansiyon hem her şey dahil aldığım için otelim full dolu. Her şey dahil sistemin zararlarından biri de kültürümüzü tanıtamıyoruz. Adam otelden çıkmıyor ki. Nasılsa parasını verdim diyor. Türkiye'nin güzelliğini gösteremiyoruz, ülkemizi tanıtamıyoruz. Turist Türkiye'ye gelse Türkiye markalaşacak. Dünya barışına katkısı da olacak. Sadece oteli iyi tanıyor, ülkeyi tanımıyor. Uçaktan iniyor, otele geliyor bir daha da çıkmıyor.
Turizm eğitimi konusunda sanırım eksikliğimiz var? Sizce bu konuda eğitim nerden başlatılmalı?
Mutlaka ve kesinlikle İlkokullardan başlatılmalı. Bunu o kadar ısrar ediyorum ki... Halkın turiste bakış açısının olması lazım. Tabii kısa vadede olacak bir şey değil bu. İlkokulda çocuk turist nedir, turizm nedir, turizmin ülkeye katkısı nedir öğrenmeli. Turistle direk temasta bulunmasa dahi turisti tanıması lazım. Bu iş sadece turizmcinin çabasıyla olmuyor.
KAPALIÇARŞI PAZARLARI AÇILSIN
İstanbul'u turizm açısından nasıl değerlendirebiliriz?
İstanbul turizm açısından son yıllarda iyi değerlendiriliyor. Özellikle Formula'dan bu yana yoğun dünya çapında toplantılar yapılıyor. Bu yüzden de İstanbul Avrupa'da markalaşma yolunda. Kapalı çarşı'nın Pazar günü açılması mevzusunda, bürokrasi diye bir hastalık var bizde. Tek bacakla bir şey olmuyor. Onlarca bacak büyüyecek kırkayak olacak öyle yürüyecek işler. Bacaklardan bir tanesi kopuk olursa olmuyor. Türkiye'de bürokrasi engelleyici ve uzatıcı tedbirler alıyor. Açılması lazım. Turistin Pazar günü oturmaması lazım çıkıp gezmesi lazım.
Sektörünün özellikle acentaların şu an en önemli sorunu hangisi sizce?
Turizm sigortasının zorunlu olması gerekiyor. Turist herhangi bir olumsuzlukla karşılaştığında hemen hakkını aramalı. Bu sigorta var ama zorunlu kılınmadı. Tüketici de diyecek ki ben sigortalı olacağım, 15-20 lira fazla verecek. Acenta batabilir, seni yolda bırakabilir. Bunun zorunluluk olması lazım. Nasıl ki arabalarda böyle bir zorunluluk var. A acentası, B acentası, C acentası var. C acentası 5 yıl sonra B'ye, 2 yıl sonra A'ya geçebiliyor. Tabii A acentası olabilmek onun işlevlerini yapmak çok kolay olmamalı ama bizde çok kolay. Örneğin C acentasısın, zor durumdaki bir A acentasını satın alıyorsun sen de A acentası oluyorsun. Belgeleriyle satın almış oluyorsun.
Çıkmasını beklediğiniz yasa hangisi?
Tur operatörleri yasası hâlâ çıkaramıyor. Avrupa'da tur operatörleri var. Bunların işi paket ürünleri hazırlamak, acentaların işi de onları satmak. Onlar satış yapmıyor, operasyonel yapıyorlar. Avrupa'da tur operatörlerinin arkasında bankalar var. Türkiye'de de tur operatörlüğü aktif hale gelse mutlaka A,B tur operatörlerinin arkasında bir banka olmak zorunda.
İstanbul'da beş yıldızlı otel az
Turistin hizmet alırken nelere dikkat ediyor?
Turist balık gibi. Huzursuz olduğu zaman hemen kaçıyor. Teröre karşı buhran yaşıyor. Gıda konusunda belge istiyor. Bu belgeler olup da herhangi bir rahatsızlık yaşadığı zaman turist sigortasından her türlü tazminatı alabiliyor. Avrupalı turist bilinçli geliyor. Otelleri işletmeleri araştırıyor. Yıldızı gerçek mi değil mi kontrol ettiriyor.
Şu yıldız meselesine gelsek... Örneğin bazı yerlerde yedi yıldızlı oteller var. Bu yıldızlar nasıl veriliyor. Yedi yıldızlı otel nasıl oluyor? İstanbul beş yıldızlı oteller yeterli mi?
Türkiye'de beş yıldızlı otel çok var. Ama hemen şunu söyleyeyim dünyanın hiçbir yerinde yedi yıldız diye bir otel yok. O sadece beş artı iki plus denilen bir sistemdir. Yatırımcılar için tavsiyem Anadolu'da dört yıldızlı oteller yapsınlar. İstanbul'un daha en az 10-15 tane beş yıldızlı otele ihtiyacı var. İstanbul'da aşağı yukarı 27-28 tane var ama az. Ondan sonra, 4 yıldız Plus dediğimizi iyi dört yıldız olabilir.
Hac organizesi hassas bir konu
Hac için bana çok arkadaşlar geldi, 'bize hac hakkınızı devredin' diye. 'Bakın arkadaşlar' dedim. Ahmet'e verdim Mehmet'e verdim. Hacca giden kişi İrem Tur'la gittim diyecek. Bir şey olursa bedduayı ben yiyeceğim. Adamın hayatında belki de bir defa hac hakkı çıkacak. Bu benim kefen hakkım diyecek. 700 tane 600 dolar teptiğimin farkındayım. Bu benim zararımın önemli bir bölümü. Şimdi ben onu bloke ediyorum çünkü onun vebali daha ağır. Hac yapacak şirketten en az beş yıl problemsiz umre yapmış olmasını istiyor. Ben zaten iyi bilseydim umre ve haccı yapardım. Bilmeden başkasına devretmek doğru değil bence.
|