Erkam AlışverişErkam Alışveriş
 
 
 
 
22 Kasım 2008, Cumartesi
 
Biz o baskıları her gün yaşıyoruz Yazdır E-posta
01 Ekim 2007 03:51, Pazartesi
Başkent Kadın Platformu Başkanı Zeynep Göknil Piyade, Türkiye'de mahalle baskısı olmadığını ifade ederek, ancak bazı münferit baskıların olabileceğini ve zaman zaman kendisinin de bu tür baskılara maruz kaldığını söyledi.


Başkent Kadın Platformu Başkanı Zeynep Göknil Piyade, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, köşkteki kabullerine katılan ilk başörtülü kadın olarak dikkatleri üzerine çeken bir isim. Mayıs ayından bu yana Başkent Kadın Platformu'nun başkanlığını yapan Piyade, Köşk'teki kabul için davetin, kabulün olacağı gün öğle saatlerinde kendilerine ulaştığını söyledi. Giderken "köşk-türban" konusunun aklına gelmediğini belirten Piyade, o akşamı şöyle anlattı: "Gittim gayet sakin, fuayede beklerken, bir arkadaşım yanıma geldi, 'sen şimdi odak olacaksın' dedi. Nasıl yani dedim saf saf. Sonra birden jeton düştü. Aa evet köşkteyim ve başörtülüyüm."

Hayrünnisa Gül'ün orada olmamasıyla ilgili Abdullah Gül'le aralarında geçen diyaloğun da spontane geliştiğini belirten Piyade, "Ben Hayrünnisa Hanım orada olur diye düşünmüştüm. Baktım ki yok, 'Hayrünnisa Hanım nerede' dedim. O da son derece doğaldı" dedi.

Hayrünnisa Gül'ün orada olmaması, genel olarak başörtülü kadınların kendileri istemese de çok göz önünde olmamalarının bir göstergesi, simgesi miydi?

Ben kadınların çok da saklandıklarını düşünmüyorum. Birileri onları saklamaya çalışıyor, görünür olmalarını engellemeye çalışıyor. Ama sonuçta her alanda da kendini çok güzel yetiştirmiş insanlar var. Kimisi fedakarlık yapıyor çalışıyor, kimisi sivil toplumda çalışıyor, özel sektöre el atmış çok sayıda başörtülü kadın var.

Başörtüsü erkeklerin sorunu olsa çözülmüştü

Böyle olmasını isteyenler sadece yasak taraftarı çevreler mi, yoksa başörtülü kadınlarla aynı çevrede yer alan erkeklerin de böyle bir tercihi var mı?

Görünmesinler anlamında değil de, görünseler ne olacak anlamında bir yaklaşım olabilir erkeklerde. Eşlerimizin babalarımızın sorunu olsaydı bu zaten çoktan çözülmüştü. Bu bizim sorunumuz, bu kadınların sorunu, dindar kadınların sorunu. Benim hissettiğimi eşimin hissettiğini zannetmiyorum.

TACİZLERİ BİZ HER GÜN YAŞIYORUZ

Başörtüsü serbest kalırsa mahalle baskısı olur diye bir tartışma çıktı. Bu konuda ne diyorsunuz?

Türkiye'nin baskıcılık anlamında benim bakış açımdan İran'dan hiçbir farkı yok. Ha bana zorla başım örttürülmüş, ha zorla açtırılmış. Hiç kimsenin benim nasıl giyineceğim, başıma ne takıp ne örteceğim konusunda bana bir şeyleri dikte etmeye hakkı yok diye düşünüyorum. Eğer demokrasiyse rejimin adı. İnsanlar münferit olayları önümüze getirip, birkaç sene önce bir yerde çarşaflılar birine bir şey demişler, tacizde bulunmuşlar. Bizler bu tacizleri her gün yaşıyoruz. Şehir içinde otobüsle yolculuk yaptığımda, mutlaka yanımda oturan bir teyze bana tacizde bulunuyordu. 'Vah vah yavrum pek de gençsin, niye örtüyorsun o kafanı' şeklinde. En asgarisi bu. Bizler bunu her gün, her ortamda yaşıyoruz.

YÖNETMELİK AYET GİBİ ALGILANIYOR

Anayasa'da türban serbestliğinin yer alıp almaması konusunda bir öneriniz var mı?

Anayasa'da başörtüsü yasağı diye bir şey yok ki zaten. Kılık Kıyafet Yönetmeliği'ni yeniden düzenlemek bile yeterli. 80 senedir kullanılan bir Kılık Kıyafet Yönetmeliği var. Ben öğretmen olmuşum veya devlet memuru olmuşum, ben bir yetişkinim. Sen bana eteğimin boyunun kaç santim olacağını söylüyorsun, başımı örtüp örtemeyeceğimi söylüyorsun. Ben üniformalı bir iş isteseydim, gider asker olurdum. Anayasa değişikliği yapılacağına kılık kıyafet yönetmeliği gözden geçirilsin. Yönetmelik ayet gibi algılanıyor.

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ

 
MEDYA PAZARI © 2002 - 2008 Tüm Hakları Saklıdır.
Tel: 0212 671 0700 | Fax: 0212 671 0717      iletisim@medyapazari.com