Erkam Alışveriş
 
 
 
07 Ocak 2009, Çarşamba
 
Türkiye savaş dilini bırakıp Kuzey Irak'la diyaloğa yönelmeli Yazdır E-posta
30 Ekim 2007 09:16, Salı

FARUK HACI MUSTAFA (Arşivi)

Kürtlerle Türkiye arasındaki krizin birçok nedeni var. İlki, Türkiye-ABD ilişkileri. Bu ilişkilerde, Türkiye meclisi Amerikan askerlerinin Irak'a Türk topraklarından geçişini reddettiği zaman bir dengesizlik yaşandı. Türkiye Başbakanı Erdoğan sonradan bu kararın yanlış olduğunu itiraf etmişti. Zira savaş, Irak ordusuna karşı kuzey cephesinin açılmasının zorluğu nedeniyle uzadı. İkinci neden, Türkiye'deki sivil-asker çekişmesi ve CHP'yle MHP'nin iktidardaki İslamcıları başarısız kılma girişimleri. Türkiye'deki medya gürültüsünü ve muhalefetin söylemlerini takip edenler, laik partilerin AKP'ye karşı tahriklerini görür. Bu partiler PKK yandaşlarıyla ordu arasındaki son olayları, AKP'yi ulusal bir trajediye götürmek ve sonuçları belirsiz bir maceraya sokmak için kullandı.
Üçüncüsü nedense, Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül'ün gerçek vatandaşlığı sağlamaya dair tezleriyle ilgili. Muhalefet, Gül'ün Kürt bölgelerinde yaptığı 'Kürtlerin sıkıntı yaşadığı zamanlar geride kaldı' açıklaması sonrası İslamcı yönetimin eski cumhurbaşkanı Özal'ın yolundan gittiğini düşünüyor. Bir başka ifadeyle Türkiye, Kürt sorununu çözme yönünde ilerliyor. İşin aslı ordu sorunu çözmek istemiyor. Aksine sorunun askıda kalması, ordunun konumunu yükseltiyor. Ordu, 'Kürt ayrılıkçılar ve teröristlerce tehdit edilen' ulusal güvenliği ve laikliği koruma gerekçesiyle heybetini muhafaza etmek istiyor.
Gerçekten de Kürtler, Türkiye'deki iktidar çekişmelerinin faturasını ödemeye alıştırıldı. Bugün yaşananların nedeni, özellikle de AKP'nin seçim başarısı sonrası oluşan iç şartlar. Zira AKP'li seçkinler mevcut sürecin kendi çıkarları yönünde seyretmediğini biliyor; yaşananların CHP ve MHP'ye yaradığının, medyanın Türk askerlerinin öldürülmesine ve esir alınmasına yoğunlaşmasının AKP'yi hedef alan bir iç savaş türü oluşturduğunun farkında. AKP bu gergin ortamın reform projesine etki edeceğini, orduyu güçlendireceğini biliyor. Bu gerçekleri muhalefet de biliyor. Bugün yaşananlar Türkiye'nin Avrupa'daki konumuna da olumsuz yansıyor ve bu 'gürültüden', Türkiye'yle AB arasındaki anlaşmaların iptal edilmesi gibi bir sonuç bekleniyor.
Olayların Erdoğan'la Gül'ün bu gerçekleri incelemesine imkân vermediğini düşünenler var. Zira Irak Kürdistanı'na yönelik bombardıman ve diğer operasyonlar, PKK'nın tepkiselliğini körüklüyor ve örgütü çatışmaya sevk ediyor. Savaş dili, Türkiye'yle Kürtler arasında baskın. Belki de bu denklemdeki hata, Erdoğan ve hükümetin doğrudan diyalog çağrısı yapan Barzani'nin konuşmalarına dair yorumda bulunmaması. Türkler Iraklı Kürtlerden PKK liderlerini teslim etmelerini bekliyorlarsa, bu gerçekleşmez. Türklerin önündeki tek gerçek şu: Ya saldırı ya da diyalog diline boyun eğmek. İkinci durumda Kürtlerden yararlanabilirler. Irak Kürtleri PKK'yla Türkiye arasında aracı rolü oynamak istiyor ve bu alanda deneyimleri de var. Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, Özal'la Öcalan arasında 1980'lerin sonunda bu rolü oynamıştı.
PKK'nın taleplerinin taciz edici olmamasını garipsemiyoruz. PKK silah bırakma karşılığı genel af çıkarılmasını, kendilerine siyasete katılma izni verilmesini ve hükümetin Türkiye'nin güneydoğusunu kalkındırmasını talep ediyor.
Türkiye'yle Kürtler arasındaki uçurumun büyüdüğüne dair göstergeler karşısında geriye şunu söylemek kalıyor: Şartların kötüleşmesini engelleyecek yol diyalog. Diyalog çağrısı, Erdoğan'ın Bush'la görüşmesini veya kasımda İstanbul'da düzenlenecek Irak'a komşu ülkeler toplantısını beklemeyi gerektirmiyor.
(Lübnan gazetesi Akhbar, 26 Ekim 2007 Trc. Radikal)
 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ

 
MEDYA PAZARI © 2002 - 2009 Tüm Hakları Saklıdır.
Tel: 0212 671 0700 | Fax: 0212 671 0717      iletisim@medyapazari.com