Erkam AlışverişErkam Alışveriş
 
 
 
 
20 Kasım 2008, Perşembe
 
Kuzey Irak'la sürtüşme akıldışı Yazdır E-posta
14 Mart 2007 06:47, Çarşamba
Sami Suruş 7 El-Hayat
İlişkilerinin bu şekilde sürmesi ne Türkiye'nin ne de Irak'taki Kürtlerin çıkarına. Zira Türklerle Kürtlerin iki demografik temelini oluşturduğu Ortadoğu, tehlikeli bir kriz ve fırtına süreci yaşıyor: Irak'ın parçalanması ihtimali, İran'la ABD arasındaki muhtemel çatışma, Suriye ve Lübnan'da yaşananların geleceğinin gizemliliği... Sami Suruş 7 El-Hayat

İlişkilerinin bu şekilde sürmesi ne Türkiye'nin ne de Irak'taki Kürtlerin çıkarına. Zira Türklerle Kürtlerin iki demografik temelini oluşturduğu Ortadoğu, tehlikeli bir kriz ve fırtına süreci yaşıyor: Irak'ın parçalanması ihtimali, İran'la ABD arasındaki muhtemel çatışma, Suriye ve Lübnan'da yaşananların geleceğinin gizemliliği...
Hal böyleyken, iyi ilişkiler Kürt ve Türklere azımsanmayacak stratejik çıkarlar sağlayacaktır. Zira Türkiye'nin, terörün Irak'tan topraklarına girmesini engelleyebilecek Kürt şartlarından bir kalkan olarak yararlanması mümkün. Iraklı Kürtlerle iyi ilişkiler Türkiye'nin, İran, Suriye ve Orta Asya'daki Kürtlerle ilişkilerinin de düzelmesi açısından fayda sağlar. Hatta Iraklı Kürtlerin Türkiye'deki Kürt aşırılığının hafifletilmesi için işbirliği yapması mümkün.

Dengesiz hesaplar
Iraklı Kürtler açısındansa, Türkiye'yle iyi ilişkiler Ortadoğu'daki çalkantılı şartların genişlemesi ihtimali karşısında önemli siyasi ve askeri destek sağlar. Örneğin, mezhep savaşının bitirilememesi durumunda Irak'ın parçalanması konusunda, Şii ve Sünniler stratejik derinliğe daha fazla sahip. Şiilerin İran'la, Sünnilerin de Suriye, Ürdün ve Körfez ülkeleriyle bağlantıları var. Bu coğrafi anlamda zor bölgede kuşatma altındaki Iraklı Kürtlerin tek 'derinlikleri', Türkiye'yle iyi ilişkilerden geçiyor.
Yine de, taraflar arasındaki ilişkiler pek umut vaat etmiyor. Zira karşılıklı politikalar geçmişin kin, hınç ve kanlı olaylarla dolu mirası üzerine kuruluyor. Ankara'da Irak Kürdistanı üzerinde askeri kontrol sağlama olasılığına gönderme yapılıyor. Erbil'deki vatandaşlarsa, Türk işgaline direnmek için hazırlığa girişerek Osmanlı döneminin korkunç hikâyelerini anlatıp duruyor. Her iki durumda da hesaplarda bir dengesizlik var. Temelde müttefiki ABD'yi destekleyen Türkiye, işgal tercihine başvurursa bu stratejik koalisyona ağır darbe vurabilir. Ayrıca Iraklı Kürtlere karşı askeri bir tercihin, 1974'teki Kıbrıs harekatından daha fazla faydalı olacağını düşünürse çok şey kaybedecektir. Buna karşın Erbil de, ABD'yle koalisyonun Türkiye'den gelebilecek tehlikenin savuşturulmasının güvencesi olacağını düşünürse hata eder. Fakat, her iki taraf da işbirliğini amaçlayan açık bir diyalog yönünde cesur adımlar atarak bütün zarar ve yanlışlardan sakınabilir.
Aslında iki taraf arasındaki ilişkiler hep kötüydü. Fakat Irak'ın 1990'da Kuveyt'e saldırması sonrasında işbirliğinin başlaması için ilk defa olumlu ufuklar belirdi. Bu hususta Iraklı Kürtler, Ankara'nın hava üslerinden yararlanmalarına ilişkin desteğini hatırlar. Irak rejiminin düşüşüne kadar süren bu desteği ABD, Britanya ve Fransa uçaklarının Iraklı Kürtleri Saddam'ın silahlı saldırılarından korumak amacıyla İncirlik Üssü'nden kalkışları izledi.
Kürtler ayrıca kendileri açısından ticari ve ekonomik damar oluşturan Habur sınır kapısına büyük önem veriyor. Buna karşın Türk yetkililer de, Iraklı Kürtlerin sınırdan silahlı sızma tehlikesinin savuşturulmasında özellikle de 1992'de oynadığı rolü hatırlar.
Keza Iraklı Kürt liderlerin, Türkiye'deki soydaşlarına şiddeti bırakıp milliyetçi eğilimlerini ifade etmek için hukuka ve siyasete başvurmaları yönündeki tavsiyelerini de...
Fakat sorun, izlenen politikanın ilişkileri bozması. Tutucu davranan Türkiye'de, PKK'nın Türkiye'deki nüfuzunun gelişmesine yol açacağına yönelik haksız korku sebebiyle, Iraklı Kürtlerle ilişkileri geliştirme eğilimi geriledi. Bu eğilim Irak Kürdistanı'ndaysa, Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi'yle Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği arasında 1994'te silahlı çekişmenin patlak vermesiyle geriledi. Zira özünde iktidar kavgasına dayanan bu çekişmelerde, göz ardı edilemeyecek bölgesel etkenler ve müdahaleler da birbirine geçmişti. Ankara, iç çekişmelerin Iraklı Kürtlerin güç ve birliğini kaybetmesine yol açacağını düşünüyordu. Türkiye, Kürt varlığını aşiret ve kabile yapısı üzerinden tanımlıyor ve bu yüzden de iç çekişmeye girmiş Kürtlerle güçlü siyasi ilişkiler kurma ihtiyacı duymuyordu.
Bu çerçevede, şu an Kuzey Irak Kürt Yönetimi başkanı olan Barzani 2003'teki savaş öncesi Ankara'ya bir dizi ziyarette bulundu. Temel hedef buzları kırmaktı. Fakat, Ankara'nın Irak Kürdistanı'yla işbirliğinin, güvenlik anlayışının sınırlarını aşmaması gerektiğine dair yanlış kanaati sebebiyle ziyaretler hedeflerine ulaşamadı. Buna Türkiye'nin Irak Kürdistanı'ndaki şartların içyüzünü, çıkarları gereği gerçek tabloyu Türk liderlere yansıtmayan Türkmenlerin verdiği bilgiler üzerinden anlaması eklenebilir. Fakat bunlar hiç şüphesiz, Iraklı Kürtlerin Türkiye'yle ilişkiler konusunda yanlış yapmadığı anlamına gelmez. Ancak, Ankara'daki yanlışlar daha büyük ve etki bakımından Kürtlerin yanlışlarından daha derindi.

Irak bölünürse bölge parçalanır
Bir de, Irak anayasasının 140. maddesinin, statüsünün belirlenmesi için yıl sonunda referandum yapılmasını öngördüğü Kerkük üzerine de azımsanmayacak bir anlaşmazlık yaşanıyor. Ayrıca Türk hükümetinin kendi ülkesindeki Kürtlerle nasıl ilişki kuracağı konusunda da anlaşmazlıklar var; bunların karşılıklı diyalog çerçevesinde çözülmesi mümkün.
Irak ve bölgedeki şartların büyük ölçüde kötüleşiyor ve ortak anlayış inşa edilmesi yönünde acil bir Türk-Kürt girişimi gerekli. Zira Irak parçalanma tehdidi altında. Ayrıca İran ve Suriye savaş ve yaptırım tehditlerine maruz kalıyor. Türkiye ve Irak Kürdistanı kendilerini her halükârda olayların ortasında bulacak.
Ankara Irak'ın parçalanmasının, Iraklı Kürtlerin Türkiye'nin korumasına duydukları ihtiyacı artıracağını düşünebilir. Bunda kuşkusuz haklıdır. Fakat Irak'ın parçalanması, özellikle de halihazırdaki mezhepçi, dini ve milliyetçi çekişmelerin dozunun artması gölgesinde bölgemizin başına gelecek parçalanmanın esas tohumunu atacaktır. Türk toplumunun barındırdığı çeşitlilik nedeniyle, Türkiye bu çekişmelerin tehdit ettiği ülkelerin başında gelecektir. Bu çerçevede Iraklı Kürtlerin, bütünlüğünü, güvenliğini ve iç dokusunu korumasına destek vererek Türkiye'ye yararlı olmaları mümkün.
Asıl önemlisi, tarafların sadece anlaşmazlıklarına son vermek için değil, stratejik ortaklığın ilkelerini belirlemek için doğrudan, eşit ve ciddi görüşmelere başlamaları. Böyle bir anlayış Türkiye ve Irak Kürdistanı'nın yanı sıra, Irak ve Ortadoğu için de son derece faydalı olacaktır. (Londra'da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi, 11 Mart 2007 Tercüme Radikal)
 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ

 
MEDYA PAZARI © 2002 - 2008 Tüm Hakları Saklıdır.
Tel: 0212 671 0700 | Fax: 0212 671 0717      iletisim@medyapazari.com