Advertisement
 
 
13 Ekim 2008, Pazartesi
 
AKP demokrasi sınavını geçti Yazdır E-posta
06 Ağustos 2007 07:00, Pazartesi

ABDULMÜNİM SAİD / Şarkul Avsat

Türkiye'de 22 Temmuz'da yapılan seçimler, kalkınan ülkelerde çoğunlukla azınlıklar arasındaki şartları belirlemek veya karşıt politikalar arasındaki anlaşmazlıklara son vermek için gerçekleştirilen sıradan seçimlerden biri değildi. Bu seçimler aslında, İslam ülkelerinin ve Müslümanların, Batı demokrasilerinde bulunan türden demokratik bir siyaset sunma gücü üzerine yapıldı. New York Times gazetesi şu soruyu soruyordu: 'Özgür seçimlerle iktidara gelen İslami eğilimli bir hükümet, Batı'yla iyi ilişkiler kurup demokratik olabilir mi?'

Türk seçmeni olgun
Türkiye, çoğu Arap ülkesine uzun süre hükmeden ve hilafeti elinde bulunduran Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra kuruldu. Türkiye ayrıca İslam Konferansı Örgütü'nün de önemli bir üyesi. Fakat diğer yandan, Mustafa Kemal Atatürk'ün 1923'te cumhuriyeti kurmasından bu yana modernleşmeyi seçti ve dinle devletin arasını net bir biçimde ayıran laik politikalar izledi. 2. Dünya Savaşı sonrası 1949'da Avrupa Konseyi'ne, 1952'de de NATO'ya katılarak Batı koalisyonunun üyesi oldu. 1995'te AB'yle Gümrük Birliği'ni oluşturdu ve tam üyelik başvurusu yaptı. Tam üyelik müzakereleri Ekim 2005'te başladı.
Türkiye'nin geçmişi ve gelenekleriyle modern Batılı bağlantıları arasındaki bu çelişki, şu iki etkenden dolayı Türk siyaseti ve kimliği açısından sınav konusuydu: İlki 11 Eylül 2001 sonrası dünya düzeni. Zira Müslümanlar bu tarihten sonra, Batı'yla 'medeniyetler çatışması'nda şüpheli hale geldi. İkincisiyse, kökleri Müslüman Kardeşler hareketinden etkilenen, siyasal İslam'la tarihi bağları bulunan AKP'nin yapısı. Bu iki etken Türkiye'yi müttefiklerinin ve genel olarak Batı'nın gözünde şüpheli bir konuma getirmese de, AB üyeliğinin gecikmesine yol açtı.
Hatta, birliği bir Hıristiyan kulübü olarak görüp, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkan bir Avrupa politikası üretti. Türkiye, Batı demokrasilerindeki Hıristiyan demokrat partiler gibi İslamcı partilerin çatısı altında da demokratik gelişim imkânı olup olmadığı üzerine bir sınava tabi tutuldu.
Açık gerçek şu: 22 Temmuz seçimleri, AKP'nin parlak başarısının yanı sıra, Türkiye'nin bu sınavda başarılı olduğunu da gösterdi. Zira seçmenlerin yüzde 85'i oy verdi; bu oran, milletvekillerini 14 parti ve 700 bağımsız aday arasından seçmek için gereken bütün demokratik kriterlerin yerine getirildiğini gösteriyor. AKP oyların yüzde 47'sini alarak 342 koltuk kazandı. Bu oran partinin reform programını hayata geçirmesi için yeterli ancak tek başına anayasayı değiştirme gücünü sağlamıyor. Diğer yandan, seçim sonuçları Türk seçmenlerin olgunluğunu gösteriyor.
Başka demokrasilerdeki gibi, Türk halkı ekonomik başarıları ve sosyal reformları nedeniyle AKP'yi ödüllendirdi. Parti Kasım 2002'de iktidara geldiğinde Türkiye'nin toplam iç üretimi 181 milyar dolardı. 2007 yılında bu miktar yüzde 7,4 büyümeyle 410 milyara ulaştı. AKP aynı zamanda, Türkiye'nin AB üyeliğine azim, sabır ve kararlılıkla yaklaştı ve Avrupa'nın istediği kriterleri yerine getirmek için çalıştı. Parti, iç politikayı ve Avrupa politikasını azımsanmayacak bir anlayışla yürüttü. Türkiye'deki laikler AKP'nin demokratik samimiyetine dair şüphe yaratmak için büyük bir kampanya ve dev gösteriler başlattığı zaman parti, laiklerin yaptığından daha fazlasını yapma gücüne sahip olmasına rağmen karşıt gösteriler veya kampanyalar düzenlemeyi reddetti. Başbakan Tayyip Erdoğan seçimlerden sonra taraftarlarına, "Sevincimizin bizim gibi düşünmeyenler için hüzün olması gerekmiyor" diyen kişinin ta kendisiydi.
Erdoğan ve arkadaşları gerçekten de, Türk siyasetinin çıkmazını iyi çözmüşlerdi. Zira Türkiye, geleneklerle yeniliklerin, kendisini Asya,
Ortadoğu ve Avrupa'da öne çıkaran 'coğrafi paradoks'un ve sosyal ve ekonomik reform sorununun getirdiği çelişkilerin birlikte yaşaması gerektiği bir ülke. Türkiye'nin ekonomik kalkınma sağlaması ve Avrupa ve dünya pazarlarına entegrasyonu sosyal hareketlilik getirdi; eğitimli bir kesimin geleneklerini, sosyal adetlerini, başörtüsü de dahil giyim tarzlarını da beraberlerinde getirirek kentlere göç etmesine yol açtı. Bu gelişmeler, kadın hakları ve özgürlükleri konusunda sadece AKP'yi değil, Batı'yı ve Türk seçkinleri de samimiyet ve bireysel özgürlüklere saygıları bağlamında bir sınava tabi tutuyor.

22 Temmuz AB'nin de sınavıydı
Bu sınavın sadece AKP'nin sınavı olduğu söylenebilir, ancak bu aynı zamanda çeşitlilik ve farklılığa saygıya dayanan demokratik ilkelere inananların da sınavıydı. Dahası, bir kısmı Türkiye'den pek de farklı olmayan 27 ülkeyi kabul etmiş AB'nin de sınavı bu.
Türkiye sadece İslami tarihi ve gelenekleri nedeniyle değil, medeniyetlerin birlikte yaşama imkânına ve gelenekçi İslamcı partilerin, demokratik değerler ve ilkelere uzanabilme güçlerine canlı bir örnek sunduğu için de seçkin bir konumda bulunuyor. Seçim sonuçları, Türkiye'yi birçok İslam ülkesi tarafından taklit edilen bir ülkeye dönüştürebilir. (Londra'da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, 1 Ağustos 2007)

Haberi Yazdır
 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ

 
MEDYA PAZARI © 2002 - 2008 Tüm Hakları Saklıdır.
Tel: 0212 671 0700 | Fax: 0212 671 0717      iletisim@medyapazari.com