20 Temmuz 2008, Pazar
 
İTO 4.5 yılın özetini hükümete sunacak Yazdır E-posta
25 Temmuz 2007 12:32, Çarşamba
İstanbul Ticaret Odası, yeni hükümete sunmak üzere Türkiye ekonomisinin son 4.5 yılını değerlendiren bir rapor hazırladı. Raporda, globalleşme sonrası KOBİ'lerin yabancı firmalarla rekabette yaşadığı sorunlara yönelik çözüm önerileri bulunuyor

 
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş, seçim öncesi boş durmadıklarını hatırlatarak İTO'nun 87' meslek komitesinin harıl harıl sektör raporu hazırladıklarını bunları derleyip en kısa zamanda yeni hükümete sunacaklarını kaydetti. Ekonomi Buluşmaları'na konuk olan Yalçıntaş, özellikle KOBİ'lere dönük acil mesaj vererek "ya birleşecek ya birleşecek " dedi

Yeni hükümet şekillendiğinde İTO olarak ilk icraatınız ne olacak? İTO olarak bizim bir metodumuz var. Seçimden sonra yeni bir hükümet oluştuğu zaman Ankara'ya gidiyoruz hayırlı olsun demek için. Hem de kendi tarafımızdan Türkiye'yi nasıl gördüğümüzü, özellikle reel sektörü nasıl gördüğümüzü ve yapılması gerekenlere dair bir rapor takdim ediyoruz. Şimdi bu seneki raporumuzda iki tane ara başlık olacak. Bunlardan biri mikro sorunlar ve mikro çözümler. Bugün her sektörün kendi içinde bulunduğu bir durum var. Artıları, eksileri, zorlukları, fırsatları var. Şimdi 87 sektörümüzün hepsi de rapor hazırlıyorlar. Yani içinde bulundukları durum nedir, neye ihtiyaçları var. Bir de tabi Türkiye'ye biraz daha yukarıdan bakıyoruz. Bu yukarıdan bakış açısından klasik olan söylemlerimiz var her zaman söylediğimiz.

 

KOBİ'LER DEV ŞİRKETLERLE REKABETTE Bu seneki raporun diğerlerinden farkı ne olacak? Mesela cari açık gibi temel sorunlar. Bir de bunun yanında hepinizin söylediği ama bugüne kadar doğru bir şekilde formüle edilememiş olan noktayı açığa çıkartıyoruz. Son 4-5 yıla baktığımızda Türkiye hakikaten makro ekonomi alanında ciddi yol kat etti. Ama küçük oluşumlara baktığımız zaman esnafa baktığımız zaman bunun tam olarak yansımadığını görüyoruz hâlâ. Bu sıkıntıların sebebi de dünyadaki globalleşme. Çünkü bu globalleşme sayesinde artık dünyanın en büyük uluslararası şirketleriyle küçük ve orta boy işletme rekabet etme durumuna geldi. Artık bir bakıyorsunuz, ufacık 3-4 kişi çalıştıran bir işletme 100 küsur ülkede işletme gösteren dev bir şirketle rekabet etmek zorunda kalıyor.

 

 

KOBİ'lerin en büyük sıkıntısı nedir sizce? Mesela bugün perakendecilerin ve toptancıların çok büyük sorunları var. Çünkü büyük mağazalar zinciriyle rekabet edemiyorlar. Bir fırıncının dev ekmek fabrikalarıyla rekabet etmesi gerekiyor. Bir de Türkiye'deki duruma bakın. Bizim KOBİ dediğimiz şey aslında mikro KOBİ. Bir yandan KOBİ tanımına bakıyorsunuz, Avrupa demiş ki cirosu 50 milyon Euro'dan aşağı olan, 250 kişiden az çalıştıran işletmeler benim için KOBİ'dir demiş. Bakın Türkiye'deki işletmelere, Avrupa'nın mikro KOBİ tanımı cirosu 2 milyon Euro'dan aşağı olan, demek ki bizim küllümüz mikro KOBİ zaten. Bu mikro KOBİ'lerin rekabet etmesine neredeyse imkân yok. Şu anda gelecek olan hükümetin ekonomi politikasında uygulayacağı parametreler var. Mesela cari açığı takip edecek. Döviz kurunu takip edecek. Aynı bu parametreler gibi Türkiye'deki reel sektörün ayakta kalabilmesi için Türkiye'deki işletmelerin boyutunun da bir parametre olarak takip edilmesi lazım. Bunun için de program düzenlenmesi lazım. Mesela nasıl enflasyonla, yüksek faizle mücadele programımız var bizim Türkiye'deki işletmelerim mikro KOBİ kalmasıyla mücadele programının olması lazım. Yoksa bizim reel sektörün bu durumla baş etmesi çok zor. Tek tek satılır küllü kapanır.

 

ŞİRKET EVLİLİĞİ TEŞVİK EDİLMELİ Peki, ne olacak nasıl bir program olacak? 4-5 ayaklı bir program olması lazım. Bunlardan birinci ayağı siyasi irade olması gerekiyor. Hükümetiyle muhalefetiyle, STK'sıyla işçisiyle memuruyla aynı cephede kabul edecekler mi diye bizim bir problemimiz var. İkincisi bu siyasi idare toplumsal mutabakat oluştuktan sonra teşvik kanununun devreye girmesi lazım. Nedir bu? Türkiye nasıl turizmi teşvik etmek için Antalya'ya özel yatırımlar yapıldı, aynı şekilde bizim şirket evliliğini teşvik etmek için bir teşvik kanunu çıkartmamız lazım. Haksızlığa karşı, kanunu kötü bir şekilde kullanmaya karşı gerekli adımlar atılır. Bunlardan sonra denir ki bu bu şartlardaki şirketler birleştikleri zaman bunlara vergi muafiyeti sağlanır, ucuz enerji sağlanır v.s. Böylelikle biz de mikro KOBİ'nin KOBİ statüsüne geçmesini sağlarız. Birleşin, birleşmekten başka kurtuluşu yok.

 

 

Burada esas iş sivil toplum kuruluşlarına mı düşüyor? Haklısınız. Burada en önemli görev sivil toplum kuruluşlarına düşüyor. İTO, İSO gibi büyük kurumlarsa seminerler yapacağız, kitaplar basacağız, bunları anlatacağız. Şimdi bunu anlattıktan sonra bunun Türkiye ekonomisine birden fazla faydası var. Birinci faydası rekabetçiliği artırıyor. İkincisi firmaların kayıt içine girmelerini sağlıyor. İki firma birleşecekse eğer, birleşmeden önce ikisinin de kayıt içine girmesi lazım. Birleştikten sonra da kolay kolay kayıt dışına çıkamayız.

 

Bir firmanın sahibi bir kişiyse o firmanın kasasıyla o kişinin cebi aynı şeydir. İstediğini yapar. Ama ortaklık kurulursa her şeyi kayıtlı olmak zorundadır. Üçüncüsü istihdam yönünden bir faydası var. Bunlar birleşecekleri zaman kapasiteyi artırdıkları zaman daha fazla çalışacak daha fazla üretecekler ve daha fazla işçi almaya başlayacaklar. Türkiye'de reel sektörün ayağa kalkabilmesi için yapması gereken en önemli projenin bu KOBİleri birleştirme projesi olduğunu düşünüyoruz. İnanıyorum ki bizim bu çağrımıza hem hükümet hem de toplum olumlu anlamda cevap verir.

Bizde en önemli sorun şirket sahipliğinde düğümleniyor galiba? Dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımız zaman şirketler her zaman şirket sahiplerinden ayrı düşünür. Ama bizde hâlâ bu mantalite yok. Bizde hâlâ şirket ve şirket sahibi özdeşleşmiş durumda. Yani bir şirketin sahibi varsa ondan sonra gelecek nesiller o şirketin yöneticileri olarak görülür. Doktorluk bir meslektir herkes doktorluk yapamaz. Bunun gibi yöneticilik de bir meslektir. Bu işi bileni yetkinliği yeteneği olan yapmalıdır.

 

 

Çin'e karşı rekabet için Akdeniz'e yatırım lazım

 

Çin'e karşı çözüm nedir? Çok basit aslında. Çin'e karşı Akdeniz havzasına yatırım yapmamız lazım. Akdeniz çevresine bakın, en güzel en ucuz hammadde orada. Türkiye'ye bakın en iyi yetişmiş insan gücü ve en iyi makine parkı burada. İtalya'ya bakın en iyi designerlar orada. Bunlar beraber çalışsa bunun önünde kimse duramaz. Akdeniz'de yapmamız gereken şey firmaların birleşerek rekabetçi olmalarının Akdeniz havzası çerçevesinde sağlanmasıdır. Bir ülkenin her şeyi aynı rekabetçilikte götürmesine imkan yok. Türkiye olarak her şeyi biz yapacağız dersek hiçbir şey yapamayız. Bizim ciddi bir sanayi sitesi kurmamız lazım. Demeliyiz ki biz Türkiye'de şu iş yaparız, en iyi yaparız. Başka bir işimiz oldu onu da kim en iyi yapıyorsa ona gitmeliyiz. Bizim yaptığımız işlerde de yüksek katma değerli yüksek teknoloji işler olması lazım.

 

 

Türkiye ürettiğinden fazla tüketmektedir

 

Peki biraz da genel ekonomi konuşursak, faizler ve genel gidişat konusunda neler söylenebilir? Biz İTO olarak kurulduğumuz günden beri ticaretin serbestleşmesini, dışarıdan müdahale olamamasını savunuyoruz. Siz sınırladığınız zaman dengeyi bozarsınız. Kendi haline bıraktığınız zaman o kendi halinde oturur. Türkiye'de liberal kur politikası devam etmek zorundadır. Türkiye'deki kurun düşük olmasının sebebi herhangi bir müdahale değildir. Türkiye ürettiğinden fazla tüketmektedir. Peki, siz aynı şirketler gibi ürettiğinizden fazla tüketiyorsanız nasıl ayakta kalacaksınız? Borç alacaksınız. Bunun için borç veren adamın sizden para kazanması lazım. Döviz kuru faiz dengesinin bu halde olmasının sebebi bu. Türkiye borç olarak iyiye doğru gidiyor. Borcun GSMH' ya oranı düşüyor. Yolun sonuna gelmedik ama çok da başında değiliz.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
 

HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ

 
MEDYA PAZARI © 2002 - 2008 Tüm Hakları Saklıdır.
Tel: 0212 671 0700 | Fax: 0212 671 0717      iletisim@medyapazari.com