|
|
|
|
|
|
DIŞ BASIN
|
29 Nisan 2007 09:36, Pazar |
Genelkurmay Başkanlığı'nın gece yarısı yaptığı açıklama yurt dışında da büyük yankı buldu. Dünyanın önde gelen gazeteleri gelişmeyi "Son yılların en sert açıklaması" şeklinde duyurdu.
|
|
|
|
|
23 Nisan 2007 20:20, Pazartesi |
ABD'de yayınlanan haftalık haber dergisi Newsweek'in son sayısında, Asya ülkelerinde dışa açılımın artmasına rağmen ABD yerine Çin etkisinin daha fazla hissedildiği belirtildi.
|
|
|
|
|
13 Nisan 2007 12:28, Cuma |
|
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın sınırötesi operasyonun yapılması gerektiği açıklaması, yabancı basında yankı buldu. |
|
|
|
|
10 Nisan 2007 12:00, Salı |
İngiliz Financial Times gazetesi, Türkiye ile Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi arasındaki gerginliğin değerlendirildiği Ankara çıkışlı bir haber yayınladı. "Türkiye Başbakanı Erdoğan, Ankara'nın Kuzey Irak'a karışmayı sürdürmesi halinde kendilerinin de Türkiye'de Kürtlerin ağırlıkta olduğu bazı kentlere karışacaklarını söyleyen, Kuzey Irak'taki Kürt özerk yönetimi lideri Mesud Barzani'yi sert tepki gösterdi.
|
|
|
|
|
10 Nisan 2007 11:58, Salı |
|
|
|
|
|
|
09 Nisan 2007 07:28, Pazartesi |
Es-Sebil
Mısır halkının referandumda onayladığı yeni anayasal düzenlemeleri savunmak kolay olmayabilir. Zira normal şartlarda, özgürlüklere sınırlamalar dayatmak hoş karşılanan bir şey değildir. Fakat ABD, bu düzenlemeleri eleştirecek veya yerecek son isimdir. Amerika, her vatandaşı suçsuzluğu ispatlanana kadar suçlu sayan bir yasa çıkardı ki, bu durum anayasaya aykırıydı. Bush yönetiminin özgürlüklere dayattığı sınırlamalar, Mısır'ın yeni yasalarındakilerden daha fazla.
Üstelik ABD dünyadaki en önemli demokrasidir ve bu ülke, dini veya bireysel alanlarda özgürlükleri çiğneyen ülkelere karşı 'hükümler' çıkarma hakkını kendisinde buluyor. ABD Dışişleri Bakanlığı her yıl bu ihlallerle
ilgili raporlar yayımlıyor, bazı ülkeleri kınıyor, bazılarını temize çıkarıyor. Fakat halihazırdaki yönetimin dayattığı yeni duruma bir göz atsa, bütün kınamaları hak eden ayıpları su yüzüne çıkardı.
Korku kültürü terörü yenemez
Tüm bunlar New York ve Washington'daki 11 Eylül suçunun ve teröre karşı savaş ilan edilmesinin sonucunda meydana geldi. ABD bu ilanla kendisini savaş haline soktu.
Bu durum da devlete, ülkede güvenliği ve istikrarı koruma gerekçesiyle bireysel haklar ve özgürlükler aleyhine de olsa istisnai önlemler alma hakkını veriyor.
Peki terörle savaş örtüsü altında bütün bu tecavüzleri işleyen ABD, Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice aracağılıyla Mısır'ın anayasal düzenlemelerini eleştirme hakkını nasıl buluyor?
Niçin başkasının yapması caiz olmayan şeyler, terörle savaş söylemi altında ABD için caiz sayılıyor? Mısır da Sina veya Kahire'de
şiddetli terör eylemlerine maruz kalmadı mı? Terörle savaş ABD için özgürlüklere zincir vuran yeni yasaları gerekli görüyorsa,
Mısır'ın yeni yasalarına yönelik Amerikan eleştirisinin ne anlamı var?
Terörle terör yöntemine başvurarak mücadele edilemeyeceği kesin. Bu mücadele sadece polisiye yöntemlerle yürütülemez. Terörün kaynağı terör kültürüdür. Terör kültürüyle hoşgörü, müsamaha ve farklılığa dayalı saygı kültürüyle savaşılır. Böyle bir kültürü gündeme getirmek ve derinleştirmek yerine panikleyen hükümetlerse, korkutmaya başvuruyor. ABD böyle yaptı. Keza Britanya da... Mısır'ın yaptığı da, her ikisini örnek almak dışında bir şey değildi. Üstelik Mısır, 30 yıldan uzun süredir yürürlükte olan olağanüstü hal yasasını da iptal etti.
Korkutma kültürü cesur güvenlik adamlarına ihtiyaç duyar. Hoşgörü
kültürüyse geniş ufuklara sahip bilim adamlarına. Korkutma yoluyla geçici, hoşgörüyle daimi güvenlik sağlanır. Fakat korkutma yönteminin unsurları yasa ve silahlarla hazırdır, her an harekete geçilebilir. Hoşgörüyse, başka tür donanımlar ve eğitimin yanı sıra, mesajları birleştirilebilecek insani ve dini düşüncelere ihtiyaç duyar.
ABD maalesef, örnek alınacak bir model sunmadı. Zira kendisini ayrıcalıklı kılan güzel değerlerden geri adım atıyor ve artık kötü bir model sunuyor. Mısır'ı eleştirmek de bu modelin kötülüğünü hafifletmez.
(Lübnan gazetesi Müstakbel, eski Lübnan milletvekili, 2 Nisan 2007)
|
|
|
09 Nisan 2007 07:27, Pazartesi |
The Daily Telegraph
İsrailli Araplar seslerini çıkarmaya cesaret edemeyen azınlık. Dünyanın dikkati yıllardır, kendilerine Filistinli diyen ve işgal altındaki topraklarda veya bölgenin çeşitli yerlerinde mülteci konumunda yaşayan Arap kardeşleri üzerine yoğunlaşıyor. Fakat çok sayıda Arap hâlâ Yahudi devletinin vatandaşı olarak yaşıyor, yedi milyonluk nüfusun yüzde 20'sini oluşturuyorlar ve memnuniyetsizliklerini görmek mümkün.
Teoride, Yahudilerle aynı haklara sahipler. Fakat teori ve gerçek nadiren uyuşur ve İsrail'in Arap nüfusunun nasıl kurnazca bir kenara itildiğini görmek için Ben Gurion havaalanına gitmeniz yeterli. Yeni bina açıldığında, kimse İsrail'in ikinci dilinde, yani Arapça işaretler yerleştirmeyi düşünmemişti.
İsrail'de yapılan anketlere baktığınızda da, Yahudi devletinin nasıl Arapları da barındırabildiğini sorgulamak mümkün. Yeni bir ankete göre, soruları yanıtlayanların yarısı Yahudi bir kadının bir Arapla evlenmesinin
'ülke ve Yahudilere ihanet' olduğuna inandığını söyledi.
Yüzde 50.9'uysa, devletin Arap İsraillileri ülkeyi terk etmeleri konusunda cesaretlendirmesi gerektiğini...
İsrail'in Manchester United'ı sayılan Beitar Jerusalem taraftarlarının, karşı takımdan bir İsrailli Arap topa dokunduğunda 'Umarız kanser olursun' diye bağırmasına da şaşmamalı. Beitar Jerusalem taraftarları, ilk İsrailli Arap oyuncusunu transfer etmek istediğinde kulübü maçlara gitmemekle bile tehdit etmişti. İsrailli Arapların eşit statüsü var ama, bir İsrailli Arap ilk kez bu yıl, yani devletin kuruluşundan 59 yıl sonra bakan olabildi.
Ralib Macadele'nin bilim bakanlığına atanması Arap azınlık için kutlama nedeniydi, ama eski yaralar da açıldı.
Aşırı sağcı Yahudilerin mutsuzluğu tahmin edilebilirdi ama en şiddetli muhalefetin bir kısmı, İsrail Evimiz Partisi vekili Esterina Tartman gibi Yahudi parlamenterlerden geldi. Bu parti kenarda köşede kalmış bir hareket değil; koalisyon ortağı. Tartman'a göre, bir İsrailli Arap'ın bakanlığa atanması 'Siyonizm ve Yahudi devletine vurulmuş devasal bir darbe'ydi. Bir başka sağcı vekil, yeni bakanın daha fazla güvenlik araştırmasından geçirilmesini istedi; çünkü Yahudi bir İsraillinin tersine, Arap bakanın ülkenin bilimsel birikiminin korunması konusunda güvenilir olduğu varsayılamazdı. Bunca nefretin ortasında, Arapların mutsuzluklarını dile getirmeleri şaşırtıcı değildi. Asıl şaşırtıcı olan, bu mutsuzluğun Yahudi devletine karşı en büyük tehlikeye dönüşebileceğini duymaktı.
'Bu nesil boyun eğmez'
60 yıl boyunca, İsrail tarihini dış tehditler şekillendirdi. Mısır, Ürdün ve Suriye'yle savaşlar ve Filistin Yönetimi'yle acılı ilişkiler, İsrail için bir güvenlik kıstası oluşturdu.
Fakat, bir milletvekiline göre şimdi gerçek tehlike İsrail sınırlarının içinde ve bunu İsrail'in kendisi yaratıyor.
Geçen yıl ilk kadın Arap vekil seçilen Nadia Hilo, "Arapların sayısı artıyor ama giderek daha fazla tecrid ediliyorlar" diyor. Hilo'ya göre, "Ayrımcılık özellikle, Arapların Yahudilere göre çok daha zor iş bulduğu kamu sektöründe meydana geliyor." Nüfusun beşte birini oluşturan Arapların doğum oranı Yahudilerinkinin üzerinde. Yine de, çok sayıda üniversite mezunu Arap'ın varlığına da rağmen, işyerlerinde ayrımcılık sürüyor. Hilo şöyle devam ediyor: "Irkçılıkla ilgili açık bir sorun var. Asıl tehlike, İsrail Arap vatandaşlara eşitlik tanımazsa içeriden gelecek. Bu nesil ebeveynlerimiz gibi boyun eğmeyecektir." (4 Nisan 2007)
|
|
|
06 Nisan 2007 05:47, Cuma |
İngiliz basını, 15 deniz askerinin salıverilmesine rağmen Londra'nın itibarının zedelendiğini vurgulayarak Blair hükümetine eleştirilerde bulundu.The Times, Tahran'da yaşananları 'kostümlü piyes' olarak niteledi. The Daily Mail ise sonucun 'İngiltere için bir aşağılanma mı yoksa bir diplomatik zafer mi olduğu' sorusunun cevaplanması gerektiğini yazdı. Gazete, siyah zemin üzerine 'Özgürlük!' yazarak Londra'nın tavrına eleştiri getirdi. Independent da İran lideri Ahmedinejad'ın bütün dünyayı bir sahne haline getirip, kendi oyununu sergilediğini yazdı. Guardian, olayın Ahmedinejad'ın 'bir demagogdan şovmene dönüştüğünün göstergesi' olduğunu yazdı. |
|
|
03 Nisan 2007 09:15, Salı |
|
İngiltere'de yayımlanan The Independent gazetesi, 15 İngiliz askerinin İran tarafından esir alınmasına, ABD'nin İranlı iki üst düzey güvenlik yetkilisini kaçırma girişiminin yol açtığını öne sürdü. |
|
|
|
|
02 Nisan 2007 19:56, Pazartesi |
İngiliz Independent gazetesinin deneyimli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, İran’ın Basra Körfezi’nde 15 İngiliz askerini gözaltına almasıyla başlayan krizin, İran’ın tarihindeki Batı müdahalelerine verdiği bir karşılık olduğunu yazdı.
|
|
|
|
| | Toplam 47 haberden 31 - 40 arası gösteriliyor | |
|
|
|
|
|
|
|